Reaksiyon  
Yazıyı Oylayın :
Reaksiyon

29 Ocak Cuma 2009 akşamı Esenboğa’dan evime doğru yoldayım. Arabada haber kanalını açıyorum. Radyoda enteresan bir konuşma var, WEF’ten canlı yayın. Başbakanımız Dünya Ekonomik Forumu’nda kızıyor. Eve gidip TV ‘den sağlamasını izlemek istiyorum.

İçeriği doğru bu konuşmanın en sosyal demokrat yüzleri bile keyifle gülümsettiğini görüyorum. Başbakanımız birazda efelenme yoluyla İsrail Cumhurbaşkanı Sn.Shimon Peres’e yanıtını veriyor.

İzlemeyenimizin kalmadığı İsviçre-Davos’taki forumda haber Dünyaya ‘acil’ koduyla geçiyor.

Podyumda 5 koltuk var. Birinde 1923 Polonya doğumlu, şimdiki Israil Cumhurbaşkanı, sosyal demokrat Sn.Shimon Peres oturuyor. Az evvel asabileştiği yüzünden halen belli. Panel yöneticisi Washington Post'un tanınmış köşe yazarı Sn.David Ignatius. Yönetemiyecisi mi deseydik acaba? Yanında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn.Recep Tayyip Erdoğan. WEF’de kriz olurken 5. koltukta oturan ve bir ara içi geçer gibi olan Arap Birliği Genel Sekreteri Sn.Amr Musa ise yerinden kalkıp Başbakanımızı yolculayarak olayın sonunu iki eliyle kıskıvrak yakalayabilen panelist oluyor.

Platformun arkasında World Economic Forum (Dünya Ekonomik Forumu) yazıyor!
Bu forumda konu ticaridir. Konu sapıyor. Davos’a ilk defa siyaset giriyor!
Arkada WEF yazıyor, önünde siyaset yapılıyor!
Başbakanımız “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyor!
‘’Filistin Halkı Erdoğan’a minnettar’ kalıyor!

Söyleyiş tarzlarına gelelim.
Tarz olarak Peres’in yaptığı az mı ayıptı?
T.C. Başbakanına parmağını sallayarak ‘siz’ diyor. 
Dünyada haydut devlet olarak anılan bir yönetimi arkasına alarak, katil bir devlet gibi davrandığı kabul edilen bir ülkenin cumhurbaşkanı, köklü bir ülkenin başbakanı ile nasıl konuşması gerektiğini bilemiyor!
Sn.Peres yılların tecrübesi ile özürünü kulakları duymadığı için yüksek sesle konuşmasına bağladı kurnazca. Sonradan gelen bir açıklamayla.
Kabul edilebilir.  
Sn.Erdoğan da sonradan gelen bir açıklamayla reaksiyonunu Israil’e, Yahudilere değil daha çok modaratöre kızgınlık olarak açıkladı.

Davos'ta Dünya Ekonomik Formu'na katılıyorsunuz. Olayın kontrolünü kaybediyorsunuz.
Evet temelde forum iyi yönetilmedi. Haklı reaksiyon da ortada.
Forum Başkanı Sn.Klaus Schwab da zamanın, çok önemli olan devletler arasındaki eşit konuşma haklarının ve turlarla cevap haklarının yönetilemediğinin buz gibi farkındaydı.
Modaratör hataylıydı. Konu ticari olmasa da bir başbakana konuşma izni vermeliydi.
Başbakanımız ısrarla Türkiye’nin cevap hakkını talep etmeseydi tekil konuşmalarla oturum kapanacak ve forumun hiçbir mantığı kalmayacaktı.
Başbakan gerekeni yaptı.

Sn.Erdoğan reaksiyon nedenini modaratöre,  Sn.Peres de kulağına attı.
Politika böyle birşey.

Milletçe huyumuzda olan, tartışmaktan çok karşı tarafa bir fikri dikte etme, kabul ettirme alışkanlığımız, Sn.Başbakanın Davos’taki tavrına da yansıdı.
Tartışma kültürünü bilmiyoruz!  Bu orada ortaya çıktı.
Sen diye hitap edemeyiz. Kalkıp da gidemeyiz! 
Gidersek artık o forumun bir parçası olamayız!
 ‘Sen’, ingilizce çevirisinde farketmiyor, ama diyelim ki fransızcada şık durmuyor.

Aslında Avrupa’da aklın yolunun bir olduğu durumlarda kişiler şekillere takılmazlar. Yani burada liderler olarak değil Türkiye ve Israil olarak görmemiz gerekiyor işi.
İşin rengide tam bu noktada değişiyor.

Sonuç 1 :
Gereken diplomatik prosedürler kontrol edilememiştir. Bu özünde haklı olduğunuz halde, tüm Türk halkına ve T.C.’ne sorun çıkarabilir!
Başbakanımızın sözünün kesildiği doğrudur. Ama orası öfke krizi geçirme yeri değildir.
Ülkemizin Davos’taki tek programı da bu değildir!
‘Bundan böyle Davos benim için bitmiştir’ derken Ermenistan Cumhurbaşkanı ile yapılacak olan görüşme puff diye yok olmuştur!
T.C. Başbakanının Davos’a küsme lüksü yoktur!
‘Sen’ demekten de daha büyük bir gaf Musevi halkına ‘siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz’ demek!
Bu saatten sonra ABD’deki Musevi lobisine soykırım meselesinde güvenmek yanlış olur.
Bunlar bibirine karıştı. Kozumuz gitti.
Ermenistan biletini yaktık, önemliydi.
Forum bu denli alev almasaydı, biz Türkiye’nin çok daha reel bir sorununu tartışıyor olacaktık.

Sonuç 2 :
27 Aralık 2008’de Israil Gazze’ye saldırmaya başlamıştı. Saldırılarda Filistin'de 1300 kişi öldü.
Başbakan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Peres'i, Filistin'e orantısız güç kullanmakla suçlamıştı. Başbakan zaten 27 Aralık’tan beri insanlık suçu işlendiğini söylüyordu ve haklıydı.
Forumda da bu konuda farklı, yeni birşey söylemedi aynı şeyi söyledi.
Türkiye’nin bu politikası Cuma günü adeta sahne aldı. İnteraktif yaklaşım başladı!

Plajlardaki çocukların sözü ile birlikte hem dış politika hem ister istemez iç politika vuruldu.

Türkiye bir ortadoğu ülkesi değildir. Batı ile beraber hareket eden bir Avrupa ülkesidir.
Avrupa Birliğine uyum sürecinde de Türkiye, Ortadoğu için daha da önem kazanmıştır.
Bu önemin sebebi işbirliği içindir. Yoksa Türkiye bir lider ülke değildir.
Türkiye, hem Avrupa ve hem de ABD dış politikasının nasıl olacağı ile ilgilidir.
Yani Türkiye kilit ülkedir!
Türkiye ikilik değil çok taraflılık içinde Ortadoğu ilişkilerini götürmektedir.
Çok taraflı dış politika da AKP’nin değil, Türkiye’nin dış politikasıdır.

Türkiye bunu iç politika malzemesi yaparsa, o zaman Türkiye’ye Arap Dünyası içinde biçilen ve istenen liderlik rolü çıkar ki bunu engellememiz çok ama çok zor olabilir!
Yani Başbakanımız Arap ülkelerinin kahramanı gibi gösterilirse sonuç bu olur ve Türkiye de bundan zarar görür.

Durum odur ki, Filistin Türkiye aşkıyla coşmuştur, halkının uzun süredir ilk defa yüzü gülmüştür. Filistin’de son günlerde doğan çocuklara Türkiye ismi verilmektedir.
Ortadoğu sokaklarındaki bu lehimize durum yönetilemezse bundan sonrasında fiyasko olur. Yönetilebilirse tamamen Türkiye çıkarlarına hizmet eder!

Sonuç 3 :
“Hamas problemi”.
Türkiye Hamas’a değil Filistin halkına hitap etmeliydi!
Türkiye Hamas’ın önünde ve lehindeydi.
Türkiye Hamas’a karşı Mısır’ın rolünü mü üstleniyordu?
Hamas savunulmamalıydı! Hamas gerçeği var denmeliydi.

PKK ile Hamas arasında benzetme yapmak çok sağlıklı olmaz ama PKK yı savunmak ayrı birşey; PKK diye birşey var demek ayrı birşey!
PKK, Hamas gibi Türkiye’de seçimlere girmiş, milletvekili çıkarabilmiş, seçim kazanmış bir siyasi parti degildir. PKK bir ayrılıkçı terör örgütüdür. Hamas seçimlerde başarı gösterene kadar kimse ses çıkarmadı! Hamas Filistin Devletini temsil yetkisi aldıktan sonra terörist muamelesi görmeye başladı.

Şiddetin seçimle gelen helali, yasalara aykırı olmayanı da olmaz tabi!

Türk halkının Gazze konusundaki duyarlılığı;
1- Orada işlenen cinayetlerle doğrudan ilgilidir : 1300 ölü 400 kadarı bebek. Aksini hiçkimse söyleyemez!
2- Hamas yanlısı veya karşıtlığı ile açıklanmamalıdır.
3- Başbakan’ın insani bir tepki göstermesini siyasi bir rant olarak değerlendirmek sağlıklı olmasa da, Türk halkının Gazze konusundaki duyarlılığı ayrıca sadece ‘öldürme’ değildir! Bu siyasi getiri midir, evet. Türk halkının buna meyilli olduğu seviyesi bellidir.

Diğer taraftan; Türkiye Kenya’da ve Somali’de sivillere yönelik saldırıları redderek yaklaşmıştır. 2004 yılında ise Basayev komutasındaki Çeçenler, Kuzey Osetya'da 400’e yakın çocuk öldürdüğünde Başbakan Erdoğan Beslan kasabasındaki ilkokul çocuklara mezar olurken bu denli duyarlılık göstermiş midir?
Herkezin kendini kurtarmaya çalıştığı, her tür insan sevgisi dahil, sevginin çok çabuk tüketildiği şimdiki zamanda plajdaki çocukların ruhları üzerinden bir harcama mı söz konusu olabilir mi?

Reaksiyonu doğrudan yerel seçimlerle ilgilendirmek yanlış olsa da; iç politika açısından kazanım vardır. Ama dış politika iç politika yoluna kullanılmamalıdır!
Başbakan Erdoğan’ın o sırada forumdaki içgüdüsel tavrı bunu önceden kurgulamaya imkan vermemiş gibi görünse de çarçabuk organize olmuş, Ay-Yıldızlı-Filistin bayraklı kalabalık Erdoğan’ı karşıladı! Halkımız Davos’ta öfkeli olmayı normal sanmış, üstüne puan toplamıştı.

Sonuç 4 :
Dış politika politikadır.

Hamas – İsrail çatışmasında al gülüm ver gülüm füzeler var!
Birbirini vurup ama asla yok olmamalarını sağlamak var!
Bundan beslenen politikalar, ekonomiler var malesef.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın İsrail’i savunması diye birşey söz konusu olamaz tabi ama Hamas’ın yara almasını geçici de olsa lehine sayabiliyor. Oyun bu.

İsrail’in imajı çok ciddi zarar görmüştür. Kendileri umursamasa da..

Barack Obama ise dersini çalışıp sivil kayıplara karşı reaksiyon göstermekte gecikti.
Belki ne de olsa Israil’siz Amerika var olabilir; tersi ise olamaz diye düşündü!

Sonuç 5 :
Türkiye’nin iç ve dış politikası.

1. Türkiye, psikolojik açıdan moral aldı!
   Türkiye, Amerikan askerlerinin Türk subaylarının başına çuval geçirmesini unutmadı.
   Türkiye, Kıbrıs gibi haklı olduğu bir alanda başarısız olma ezikliğinde sesine güç kattı.
   Türkiye pasaportunu saklayan bir ülke değil artık.

2. Başbakan Erdoğan Ortadoğu barış süresince önemli bir rol üstlendi :
    Türkiye’nin bölgede barış sağlanmasına aktif olarak katıldığını gösterdi. Türkiye, bölgede
    adalet duygusunu öne çıkaran bir ülke oldu. Türkiye’nin Ortadoğudaki yapıcı rolü devam
    edecektir.
    Bu bakımdan Türkiye insan haklarına karşı reaksiyon gösteren sözcü ülke olarak kararlı
    devam etmek zorunda!
    Kalıcı bir barışa Türkiye İsrail’i zorlamaktadır.
    İsrail de dahil herkezin isteği de budur. Türkiye’nin ne İsrail’den ne de ABD’den korkacak
    birşeyi yoktur. Ancak Israil ile ilişkiler etkilenecek ama bir orta yol bulunacaktır.
    Çünkü Türkiye-Israil ilişkileri her iki taraf içinde anlamlı, vazgeçilmesi zor türden işbirliği
    içinde ve  köklü ilişkilerdir.
    İş dünyası açısından da, Yahudi teşkilatları açısından da Türkiye’siz Israil olamayacağı
    gerçektir.

3. Türkiye’nin kendi insan haklarına dair iç hesaplaşması bundan böyle daha da mercek altında
    olacaktır. Türkiye, kendi insan hakları karnesine siyasi manipülasyonlardan uzak durarak özen
    göstermelidir.
    Şiddetle siyasi sorunların çözülemediği görülmüştür. Askeri mekanizmalar Türkiye’de de
    minimum kullanılmalıdır.

4. Türkiye zayıflamadı. Ama çok dikkat etmeli!
    Dünya’nın bize bakışını sabırla ve sürekli değerlendirmeliyiz!
    Madem çıktık açık alınla, bu çıkışın altı doldurulmalı!
    Dön de kendine bak olmamalı, dedirtmemeli!
    Ortadoğuda kazanılan misyon Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda mutlaka yönetilmeli !!!

5. WEF’da kopardığımız, tüm bu yazıda anılan bağlarda süreklilik, sürdürülebilirlik sağlanmalı!   
    WEF’un konusuna geri odaklanmalı!
    Böyle işlerin ya acısı ya tadı çıkar. IMF’de bunun bilmem nesi çıkar?

Ülkeyi savaşa sürüklemek kolaydır. 
Zor olan savaşmamaktır. Türkiye bunu başarmaktadır.

Duygusal olarak birşey hissetmediğiniz bir işi sonuna kadar götüremezsiniz!

Bu bir REAKSİYON’dur.

İnsanlar ölmüştür.
Çocuklar ölmüştür.
İçime ne politikası ne ekonomisi ne ülkesi ne de bu yazım sinmiştir.
Yerine koyabilirseniz buyrun!

 

 











Petek Eskioğlu tarafından yazılmış¸ Son 3 yazı :
          2009
Şubat
02




Petek Eskioğlu
petek-eskioglu@hotmail.com


  Döküman Seçenekleri

Bu Dökümanı PDF Olarak indir. Pdf olarak Aç

Bu Dökümanı Word olarak indir Word Olarak Aç

Bu Dökümanı Yazdır Yazdır

Yorum Ekle Yorum Yap

güncel Kategorisinin Haber Akışına Abone Olun Abone Ol

Paylaş





 
 
28 Yorum Var.   
Yeni Yorum Ekle   
 

kerim acar           2009-05-10 22:44:00

hangi siyaset görüşü ve fikrine sahip olursa olsun Avrupa ülkeler i karşıısndaki Türk halkının kısa tarih süreci içersinde duydugu ezıklik ve çaresizliginin dışa vurumu olarak ;işte biz buyuz; .;güçlüyüz; duygularını pekiştirmesi acısından toplumdan onay almıştır. Tabıkı dış sıyaset hiçbir zaman anlık duygularla yönetılemez ancak yerigeldıgındede haklı oldugumuz konularda ülkemiizn menfaatleri geregi masaya vurdugumuzda ses getirmeyi bilmeliyiz.


Ferzan TOMRUK           2009-02-11 19:08:00

Bu makale, sonuçları hariç, yaşanan olayın objektif anlatımı olduğu aşikar. Yazarın çıkardığı sonuçlar erk sahibi herkesin çıkarabileceği sonuçlardır ve öyle de olmalıdır. Lakin, uluslararası siyasi duruş, dış kimlik çok önemlidir. Politika, anında reaksiyon yapılacak kadar basit değildir. Yapılmalı mıdır? Evet, yapılmalıdır. Yine de unutulmaması gereken bir konu vardır ki o da, ülke duruşu, dış politika bir santraç oyunu gibi hangi hamlelerin karşılığında hangi hamlelerin yapılacağını önceden bilinmesi gerektiğidir ki reaksiyonlar bu kuramda olamlıdır. Karşılıklı hamleler yapılmıştır. Ne yazık ki oyun henüz bitmemiştir ve bu yüzden doğrusunu yanlışını çözümlemek kolay değildir. Oyunda bazen öyle bilinçli yanlışlar yapılır ki rakibinize yenilebilinir ama seyircileri kazanabilirsiniz ya da tam tersi. Sonuçları, bu perspektiften bakarak değirlendirmek devam etmekte olan oyun hakkında daha farklı düşünceleri rahatça algılayabiliriz. Sevgili Petek'e, paylaşımı için teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca, her ne kadar tanışmasak da anlayışlarını umuyorum. Saygılarımla.


Volkan Ates           2009-02-08 08:07:00

Yazdiklarini begenmeyen olmaz sanirim, saldirgan, asabi degilsin, gordugunu dusundugunu hissettigini kimseyi incitmeden yazmak ozel bir yetenek olsa gerek. Sana itiraz edicek bile olsam seni kirmamaya ozen gosterirdim bir okuyucu olarak. Turk olmak zordur Petek ve Basbakan Erdogan bunu bir kere daha kanitlamistir. Sevgiler


Semaver Okuyucusu           2009-02-07 15:49:00

Sevgili Petek Yazıyı, ele alınış biçimi ve kurgusunu, aradaki ironik bağıtlama ile çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Bu yazı ifadesel gücünü bulmuş ilk yazınıda beğenmiştim ama ifadesel etkinlik varyasyonlar ile kelime gücü etkileyici. Tebrikler! Doğal bir öfke bilgi ve analiz gücü akıcı biçimde super olmuş! FÖ / Gaziantep


Tamer Levent           2009-02-07 01:43:00

Analitik yaklaşımınız hoş. Vatandaşın her gün tek tek keşfederek konuştuğu çelişki maddelerini alt alta sıralamışsınız.Yorumunuz da, sizin gibi düşününmek istiyorum, ama bu yakalanan popüleritenin BOP ta kullanmaya kalkışacak birileri olabileceğinden korkuyorum.


ogan tolga           2009-02-07 00:35:00

geniş ve kapsamlı bir inceleme, bilinen gerçekleri madde madde tekrarlamışsın çok güzel, ama sonuçta senin öngörün yok yani gelecekte bu davos reaksiyonu sonucu TÜRKİYE yi nereye götürecek bunun hakkında hiç yorum yok.... zaten büyük gazete köşe yazarları dahi sadece olayı yazıp sonuçların ne şekilde gelişeceği hakkında yazmaktan kaçındıklrınıda göz önüne alırsak senin yazında en az onlarınkikadar iyi ve doğru bir inceleme, tebrikler, başarılar, sengiler. ama ekleneden duramıyacağım Sayın Başbakanımız hamas ın peşinde koşmasının sebebi hamas ın sünni olmasıdır. (hizbullahın ise şii dir) bizim ise bu konuya balıklama atlamamızın asıl sebebi ise tamamen ticaridir, daralan bu avrupa, amerika, asya ticaretinde daralmıyan tek ekonomi petrol ihracatı ile yaşıyan arap ekonomileridir, TÜRKİYE artık arap ülkeleri ile sıkı fıkı olup kan kaybeden dış ticeretimize yeni kapıları açma çabasından başka birşey değil bence... yıllardır olduğu gibi araplar hala fransız suyu içmeye devam ettiklerine göre malesef biz boşuna cengaverlik yapmakdan öteye gidemiyeceğiz, tarih boyu araptan dost olmadı olmaz...


GENCER           2009-02-06 14:19:00

Yine reytingi yüksek bir yazı yazmıssınız. Konuyla ilgili hersey var ve objektif. Okuyanların kayıtsız kalması imkansız gibi. Sizi buradan bulmak zor ve tesadüfi oldu. Benim ricam uzmanlık alanınız olan Avrupa Birliği ile ilgili düzenli ve tek bir yerden yazmanız. Takipte zorlanıyoruz. Tek bir köşe veya tek bir yayından sizi takip etmek bizler için daha verimli olacak.


Mehmet Karataş           2009-02-05 22:55:00

Yazıdan çok yorumların ön plana çıktığı bir semaver sayfası olmuş. Açıkcası yorumları okumak daha zor oldu.


Semaver Okuyucusu           2009-02-05 19:46:00

Yazdiklarini begenmeyen olmaz sanirim, saldirgan, asabi degilsin. gordugunu dusundugunu hissettigini kimseyi incitmeden yazmak ozel bir yetenek olsa gerek. Yani sana itiraz edicek bile olsam seni kirmamaya ozen gosterirdim bir okuyucu olarak. Yurtdisinda yasamak ve butun is arkadaslarimin bana Sayin Basbakanimizin zirve deki video linklerini yollamasi ve onlara verecek cevap aramak inan cok incitiyor. Turkiye Basbakaninin Davos Zirvesini siyasi arenaya donusturmesi ve benim yerime Davos zirvesini bitirmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Belkide bu bizim sucumuz, degistiremedik rotayi Turkiye nin gencligi olarak. Yazilarinin hepsini okudum harika yaziyorsun. I am proud of you. Cok etkilendim. Sanirim it's a gift. Use it in good ways. Not everyone has it. I don't. Yazina 30 kere yorum yazdim ama publish edemedim, benim yorumuma da ihtiyacin yokmus gibi. San Francisco


Asilhan Bilâl            2009-02-04 16:03:00

Tespitlerin çok doğru, güzel kadın! Bilinmelidir ki, her şeyin bir başlangıcı ve benzeri vardır.. Nazi ordularının 1943 yılında gerçekleştirdiği Yahudi soykırımını her fırsatta dünya gündemine getiren İsrail, o yıllarda kendilerine uygulanan soykırımın birebir benzerini şimdi Gazze'de uyguluyor. İsrail, Dünyanın tepkisiz kalması nedeniyle vahşette sınır tanımazken, Gazze'den gelen fotoğraflar, tam 65 yıl önce Yahudilere karşı uygulanan soykırımı hatırlatıyor. O yıllarda toplama kamplarında çekilen fotoğraflar ile Yahudilere yapılan işkence ve zulmün fotoğrafları bugün, İsrail'in uyguladığı soykırım ile birebir örtüşüyor. Fotoğraflara bakıldığında görülen birebir benzerliklerden, olayların gelişiminden varılan sonuç şudurki, İsrail, dünyanın yeni nazilerinin rolünü mükemmel oynamaktadırlar. İşte tam 65 yıl önce Adolf Hitler komutasındaki Nazi ordusunun Yahudilere uyguladığı soykırım ile bugün İsrail'in Filistinlilere uyguladığı soykırımın benzerliği aklımı başımdan alıyor. Benim nazarımda Sayın Başbakanımızın Davos'ta yaptığı çıkış O'nun Kasımpaşa külanbeyliğinden gelen tavrıdır ve basbayağı bir 'diklenme'dir. Bizim bildiğimiz 'Dikdurma' ise, benim efesoylu atalarım gibi, Mustafa Kemal Paşa'nın düzenli orduları gelinceye kadar, bulunduğu yerden bir adım geri atmadan, özgüvenini ve özsaygısını yitirmeden ayakları üzerinde davrını bozmadan,süre koymadan dimdik durabilmektir. Tepkin güzeldi. Kutlarım.


ilpostino           2009-02-04 12:53:00

Ben WEF veya bir başka panelde olsun diplomatik görüşme gerektiren her ortamda diplpmatik tavırdan asla vazgeçilmemesinden yanayım. Hele ki haklı bir tepki gösterdiğiniz bir harekete veya ideoloji'ye fevri yaklaşımlar her zaman sağduyu ile karşılanmayabilir. Elbette T.C. Başbakanı sıfatı ile temsil edilen bir panelin moderatörünün yapmış olduğu haksızlık veya saygısızlık tahammül edilir bir durum da değildir. Ama diplomasi sanatı böylesi durumlar için vardır. ve kaldı ki böylesi bir panelde zaten muhattabunız olan kişiler temsil ettikleri ülkelerin 1 veya 1 numarasıdır. Rahmetli Ecevit'in ABD Başkanı ile yaptığı ve adeta amirinden emir alır şekilde ceketinin önü ilikli başı öne eğik bir halde fotoğraflanan ve akıllarımıza böylesi bir mizansen ile kazınan bir olayla kıyaslandığında Başbakanımızın bu tavrı toplumda zaten ihtiyaç duyulan "kahraman" sendromunu pekiştirmiş ve günü "milli diklenme" gününe çevirmiş ise de Dış basında "Hamas'ın sözcülüğünü yapan islami bir ülkenin Başbakanı" şeklinde yorumlanmıştır. Diplomasi kıvrak zeka gerektiren bir sanattır. AP muhabirinin şu yorumu dikkatimi de çekmiştir. Muhterem " Sayın Başbakan neden ülkesinde ki terör ve Kürt halkının sorunlarına da bu şekilde diklenmiyor?" evet bence de neden? Panele ve Davos gibi bir zirveye küsmek yerine panelde yine söyleyeceğini söylemek ve dah sonra da yine bir basın toplantısı ile düşüncelerini ifade etmek ve iptal edilen temaslarına devam etmesi Ülkemizi ve temsilcimizi daha da güçlü, daha da onurlu ve iradeli yönetici vasfına sokmazmıydı? Ortadoğu'da yaşanmakta olan dramın elbette farkındayız. ve elbette şiddetin her türlüsüne karşıyız. Kadınlara, çocuklara hasta ve yaşlılara yapılan şiddete, soykırımına, dengesiz güç kullanımına karşıyız. Ama bu haklılıklarımızı ifade etme şeklimizi irdelemeli ve sonuçtan ders çıkarmalıyız. Ve yahudi halkları 2.dünya savaşında yaşadıkları dramları lütfen unutmasınlar.


Bir dost           2009-02-04 11:51:00

Bir kimyacı dış politika yazısı yazarsa ortaya çıkan sonuç da kimya deyimiyle "reaksiyon" olur.Yazı daha dengeli bir yazı olabilirdi .Halkın ne hissetiğini petek hnm ya görmedi ya da görmek istemedi."Hamas savunulmamalıydı! Hamas gerçeği var denmeliydi."bu cümle son derece monşerce olmuş :) Üzmek istemem ama siz politik konularda yazmasanız daha isabetli olur.Dost tavsiyesi...


semaver okuyucusu           2009-02-03 20:46:00

Sevgili dostum değerlendirmelerini ve eleştirleri okudum. Kampsamlı, soğuk kanlı bir perspektif sergilemişsin. Olaylara duygusal değil daha reel bir yaklaşım sergilemişsin. Tabii olarak Türk toplumu seninde yazında belirttiğin gibi İsrailli siysetçilerin söylemlerini ve eylemlerini tasvip etmiyor. Tasvip etmekte mümkün değildir. Ama olayı yaşayan siyasi taraflarda sizin gibi yaşanan gelişmelerin ardında daha sorumlu ve soğuk kanlı olarak süreci değerlendirmek gerektiğinin altını çizmiş durumdadır. bu tepkiyi anlamakla beraber Mahmut Abbasın tavrını kimse sorgulamıyor. Burda yaşanan sancının altında bu insanında şuçu yok mu. Haması yok sayarak orada yeni bir hükümet atadı. Uluslararası taraflarla görüşüyor, filistinin yarısının iradesini yok saymıyor mu acaba. bu durum bence önemli. bir çok gürültünün içinde ayrıntıları kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. Evet önemli olan bundan sonraki siyasal gelişmeleri Türkiye'nin lehine olacak şekilde yönetme iradesinin gösterilmesidir. bir dost


Hakan KRTS           2009-02-03 19:47:00

Belki de -hakli olarak "reaksiyon" seklinde tanimlanmis- bu durum, olaylara gostermesi gereken ilgi ve alakayi maalesef gosterememis bazi cevre ve odaklarin ulkede biriken negatif enerjiyi disa atamamasindan kaynaklanmistir. Aslinda, oldukca basit fizik kurallariyla aciklanabilecek bu ve benzeri olaylara bakis acimizi biraz degistirerek 'multi-disipliner' dusunmeye calismakta fayda olacaktir kanaatindeyim. Zihnimi bu yonde calistirmama vesile oldugu icin yazara takdir ve tesekkurlerimi sunmayi bir borc biliyorum.


BETÜL AKMAN'IN DİKKATİNE           2009-02-03 18:06:00

Bu yazı başlı başına facia ama günün faciası Betül akman isimli okuyucudan gelmiş."Savaşta olan bir ülkenin çocuğunu düşüneceğimize kendi ülkemizin sorunlarına, çocuklarına öncelik verelim." Aman Allahım bu ne büyük egoizmdir.Başka ülkenin çocuklarının ölümüne göz yumalım öylemi? 1- Filistin meselesi her şeyden önce Müslüman kardeşlerimizin katledilmesi meselesidir. Daha kundakta olan bebeklere kurşun yağdırıp anne-babalarından ayıran, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak çocukları yetim bırakan, binlerce insanı evsiz barksız perme perişan bir halde ölüme terk eden bir zihniyete hangi bağlamda olursa olsun “ılımlı” yaklaşmamız söz konusu olamaz. 2- Meselemiz, zulmün kimden ve de hangi amaçla olursa olsun yapılışına aldırmadan mazlumun yanında olma meselesidir. Hani Müslüm baba diyor ya “Bu benim meselem derin mesele, ezelden ebede giden mesele”. Tam da böyle bizim meselemiz. Habil Kabil’den dünyanın son gününe kadar devem edecek meseledir bu. 3- Ve diyoruz ki “ZULME RIZA ZULÜMDÜR”,”ZULMÜN KARŞISINDA SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.” Unutmayınız ki zulüm baki değildir, mutlaka bir gün zalimlerden ve zulümlere destek olanlardan hesap sorulacaktır. 4- Başta İslam dinin emirleri doğrultusunda ve (ne mutlu ki) kültürümüzün iliklerine işlemiş olan mazlumun yanında olma felsefesine sadık kalıp, zamanında zulme uğrayan Yahudilere kucak açan Osmanlının torunları gibi hareket etmek istedik. O gün zulmün kimden geldiğine aldırmaksızın Yahudilere kucak açan büyüklerimiz ne kadar doğru hareket ettilerse bugün de bu görev Filistinli kardeşlerimiz için bizlere düşmüştür. 5- Bizlere düşen bu İslami-insani görevi, resmi makam olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ulusal platformda dillendirmiştir. Her kim olursa olsun bu davaya samimi olarak destek vermişse, bizlere düşen görev o kişiyi desteklemektir. Bunun altında üstünde bir şey aramak art niyetten başka bir şey değildir. Anlamayanlara daha açık ifade etmek gerekirse bu siyasi bir olay değildir ama Başbakanın şahsında AK Parti dışında hiçbir siyasi parti bu davaya bu denli açık destek verememişse bu da onların ayıbıdır. Kalkıp gecenin o saatinde havaalanına niye gittiniz diye bizleri eleştirmesinler aynaya baksınlar bi zahmet.


Semaver Okuyucusu           2009-02-03 17:16:00

Selam Petek. Hem yazını hem eleştirileri okudum. Evet yazın gerçekten içerik olarak tartışılacak boyutta. Bazı gerçekleri görememiş olman doğan. Bazı sıfatları yerli yersiz kullanman da doğal. Filistin ve İsrail süreci uzun soluklu. 1948'den bu yana gelişen süreçtekileri biz biliyoruz. Daha geçmişini ise tarihcilerden öğreniyoruz. Anladığım kadarı ile sen tarihci değilsin ama çoğu yerde tarihciliğe soyunmuşssun. Yanlış. Kesin kanaatını belli etmişssin Bu bir üslup meselesi Makaleler doğaldır ki sıbjektif olacaktır. Bunlar senin görüşlerin. Çokca eleştirilebilirsin. Bu yazının canlı ve tartışılabilir olmasında güdülen amaca uygundur. Kötü denebilecek boyutta değil ama hem uzun hem gereksiz konulara dalış yağan bir yorum olmuş Herşeye rağmen kutlarım seni. Sezai Bayar


iSMAİL GÜZEL           2009-02-03 16:37:00

KEŞKE BU TESPİTLERİNİZİ SAYIN BAŞBAKANIMIZDA ÖFKELENMEDEN ÖNCE DÜŞÜNEBİLSEYDİ. BAŞBAKAN HAKLIYDI FAKAT YER ZAMAN KONUSUNDA YANLIŞ YERİ (WEF) TERCİH ETMİŞTİ. ÇOK ETKİLEYCİ BİR KALEMİNİZ VAR DEVAMINI DİLERİM SEVGİLERİMLE


tembel teneke           2009-02-03 15:13:00

Dünya gerçeklerinden bahsetmişsiniz. Politikadan, serinkanlı olmaktan, kuru hesaplardan filan. Fakat mevzu Filistin'dir. Filistin deyince orada bir durmak lazım gelir. Yazınızda pek çok yanlış tespit ve değerlendirme var. Ayrıca üslup sorununu da biran önce halletmelisiniz. **** Ama bunları geçelim şimdi, Petek Hanımcığım Filistin denince, kalbimiz bir başka atmıyorsa, içimiz de bir hoşluk olmuyorsa; kendimizden şüphe edelim derim ben. Böyle rakamlarla, gelecek hesaplamaları ile düşünüyorsak işte o zaman durum fena demektir. Allah muhafaza! Bir anlamda imtihandır Filistin bizim için. Ne olduğumuzun belirleyicisi, turnosal kâğıdı gibi bir şeydir işte. **** Yalnız bir noktayı hemen tashih etmek gerekiyor. Çünkü aciliyeti var gibi. Demişsiniz ki, "Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değildir." Eski mevzuları açmak zorundayım burada. Siz benden daha iyi bilirsiniz, Eski Yunan'daki adamlar, kendilerini dünyanın merkezi olarak görürlerdi. Dünyayı da memleketlerine uzaklıklarına göre bölgelere ayırmışlardı. İşte ta uzaktakine Uzak Doğu, ondan biraz daha yakında olana Orta Doğu hemen burunlarının dibindeki Anadolu'yu da Yakın Doğu diye isimlendirmişlerdir. Orta Doğu, Uzak Doğu meselesi buradan ortaya çıkmıştır. Ve esasında Avrupa diye de bir kıta yoktur. Bir kıtanın kıta olması için gereken şartlara haiz değildir Avrupa. Falan filan yani. Selam, dua ve ümit ile...


Betül Akman           2009-02-03 12:09:00

Sevgili Petek, Oldukça uzun ve detaylı siyasi araştırmaları içeren bir yazı. Tebrik ederim. Bu konular çok ilgi alanım olmadığı için okurken biraz atlayarak okudum. Ama Gazze'ye verilen desteğin abartıldığı görüşündeyim. Savaşta olan bir ülkenin çocuğunu düşüneceğimize kendi ülkemizin sorunlarına, çocuklarına öncelik verelim. Davos gibi bir forumda başka ülkeler için cengaverlik yaparken kendi ülkemizi sıkıntıya sokacak davranışları sade bir vatandaş olarak hoş görmüyorum.


İlhami Birkan           2009-02-03 11:55:00

gayet objektif ve tarafsız bir yazı olmuş okuyunca hiç rahatsız olmadım tüm yönleriyle davos vakasını iirdeleyen bir yazı. NTV haberleri gibi. tebrikler. Açıkçası Davos'ta yaşananlar insani bir tepkinin yansıması. iyimi oldu yoksa kötümü buna herkes galiba kendi bakış açısıyla yorum yapıcaktır. Ama önemli olan aynı tepkiyi sadece din kardeşliği çerçevesinde değerlendirmeden dünyanın herhangi bir başka coğrafyasında olduğu zamanda ortaya koymak olsa gerek. çünkü insan ölümlerine karşı çıkmak din, ırk gözetmeden olmalı. umarım başbakanımız aynı hassasiyeti başka yerlerde de yaşandığında gösterir.


Gökhan Rengin           2009-02-03 11:39:00

Yazınızın sonunda da yazdığınız gibi bu yazı benim içime de sinmemiştir.Her yanından dökülüyor.En azından bazı duyarlılıklara dikkat edebilirdiniz.Peres gibi bir katile sayın demek komik kaçmış.Sayın ibaresi bana rahmetli Ecevitin meşhur sözünü hatırlattı."Sn.Türkeş katil!" :) "Hamas savunulmamalıydı! Hamas gerçeği var denmeliydi."bu cümle tam anlamı ile facia! Allah aşkına sizin semaver dergisinde ne işiniz var.Sayın editör bu konuda açıklama yapacakmısınız?Kan uyuşmazlığı olmadığı ortada. Vesselam...


mormenekse           2009-02-03 10:23:00

sn Petek Hanım sonuç 1 kısmı ile ilgili bir yorumum olacak. siz gerçekten böyle mi inanıyorsunuz ? bir kaç sonuç vermiş olmanız güzel çünkü sonuç 1 gibi düşünmediğinizi düşünmek istiyorum. you - sen ve siz olayları çok basit şeyler üzerinde konuşmaya gerek olmayacak kadar , sizin gibi reytingi yüksek bi yazarada komik gelmiş olmalı. ...."Bundan böyle Davos benim için bitmiştir’ derken Ermenistan Cumhurbaşkanı ile yapılacak olan görüşme puff diye yok olmuştur! " ,,, bununla ilgili sıkıntınızı tam olarak anlamış değilim açıkcası. yukarıda kendi tabiriniz ile olayın aslında "yandı gülüm keten helvası " olmadığını , herkesin yine biribirini poh pohladığını belirtmişsiniz. bu çelişkileri düşünmenizi isterim. ,,,,, "ABD’deki Musevi lobisine soykırım meselesinde güvenmek " de neyin nesi ? sizin böyle bir güvenceniz var idi ve bunu Sn Başbakanımız kozlarımızı öldürerek mi sonlandırdı ? "Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" sizin için bir gafmıydı ? bu cümle ile var olduğunu düşündüğünüz kozlarınız mı gitti ? bu cümleyi Ermeni olayına bağlıyor olmanız ben de şöyle yer buluyor : Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz, biz daha az biliriz. Biz Ermenileri öldürmüş olabiliriz ama sizde Filistin li Müslümanları öldürdünüz ????? bu geniş açıdan bakıldığında uzun uzadıya devam ediyor benim için. sonuç 3 ise tam bir fiyasko. .....


Şevket KILIÇ           2009-02-03 08:42:00

Bu konularda yorum yaparkende,yazarkende objektif bakıştan uzaklaşmamak gerekir.Bence getirisi,götürüsü tartıya konup tartılabilir saatlerce tartışılabilir.Benim özellikle de şu dönemde Peres'e,Hit'lerin onlara yaptıklarına benzer katliamına sebep şu yada bu tepki gösterip,özür dilemesini sağlayan politikayı alkışlıyorum.2 dönemdir,böyle içime su serpen tek davranışı bu oldu AKP ve başkanının..... Petek hanım,sonuçlar ile sıraladıklarınız bu olaydan uzak veya yetersiz bilen herkesi doyuracak bilgilere sahip teşekkürler....


Itır Çağan           2009-02-03 01:53:00

Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Sn. Erdoğan ile Sn Peres arasında yaşanan tartışma, tüm dünya basınında çeşitli bakış açıları ile alındı, irdelendi, yorumlandı. Bunlardan pek azı, konuyu yukarıdaki “beş sonuç” gibi geniş pencerelerden bakılarak yapılmış karşılaştırmalı çıkarımlar içeriyordu. Yazınızdaki bu başarı için kutlarım. Yorumlamaya gelince, şu ana dek konuyla ilgili olarak, yazılı basın, radyo, TV, internet vb iletişim araçlarıyla yapılmış olan yorumlara göre, sıradan bir vatandaş ve konu alanından çok uzaktaki bir mesleğin icracısı olarak düşüncelerimin başka bireyleri aydınlatacak ya da aydınlıklarına yeni ufuklar ekleyecek farklılıkta olmadığını biliyorum. Bununla birlikte, aklımı kurcalayan bir nokta var: bir seçim arifesinde olmasaydık, Sayın Başbakan’ımızın konu çerçevesindeki girişimleri ne olacaktı, merak ediyorum… Saygılarımla.


musti musti           2009-02-02 21:38:00

Güzel yazı beğendim. Olayı çok güzel analiz etmişsiniz.


aslı gibidir           2009-02-02 21:34:00

WAN MİNUT VAN MUNİT kapıları çalan benim kapıları birer birer. gözünüze görünemem kız hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler. 1956 nazım hikmet ran


M. IKBAL SAYLIK           2009-02-02 20:58:00

Yazıdaki tespitlerin büyük kısmına katılıyorum. Ama itirazım olan noktalar da var: 1. Peres, bağırmasına gerekçe olarak sesinin iyi duyulmaması ihtimalini gündeme getirdi. Erdoğan'ın duymasını kastediyorsa, zaten kulaklıktan çeviriyi dinleyen Erdoğan'ın onu duymasına gerek yoktu. Dinleyicileri kastediyorsa, salon toplantısı olduğu için bağırıp çağırmasına yine gerek yoktu. Parmağını Erdoğan'a doğru sallayıp konuşmasını nasıl açıklar peki? 2. Ermenistan konusu gümbürtüye gitmedi, bu forumdan hemen sonra Başbakan, Ermenistan Devlet Başkanı ile görüştü. 3. Avrupa ve Batı dünyası ile hareket etmek demek, katliama onlar gibi seyirci kalmayı sessizce izlemeyi mi gerektiriyor? 4. Olayın bu kadar coşkuyla karşılanmasının nedeni ilk kez birilerinin katillerin yüzüne "siz katilsiniz" demesi ve bir tabunun yıkılması olmuştur. Bu süreç iyi yönetilirse, "İsrail'e posta koyan siyasetçinin ömrü uzun olmaz" şeklinde yerleşmiş olan mit tuzla buz olabilir. 5. Yıllarca "artık masaya yumruğumuzu vuralım" edebiyatı yapıldı; vuran birisi çıkınca da, bu edebiyatı yapanlar niye kuzu kuzu oturup boyun eğmedik diyorlar; bu da bir çelişki. Sonuç, tepki haklıdır. Ve bir siyasetçiden, diplomat gibi davranmasını beklemek hatadır.


Murat Kalaç           2009-02-02 20:37:00

Derinlemesine bir yorum yapamayacağım Sevgili Petek.Aslında olanlardan bende şaşkınlık içindeyim.Siyasi fikrini ve çizgilerini asla tasvip etmediğim bir başbakanımız vardı.O gün orada tepkisini gösteren kişiyse bence bunu siyasetçiden çok bir insan olarak yapmıştır.Çocukların öldüğünü gören ve içine sindiremeyen bir baba olarak yapmıştır. Bazı köşe yazarlarımızın yazdığı gibi siyasi rant için de yapmamıştır bence.Çünkü birebir gözlemledim.Uzun zamandır edindiğim sinema ve sahne bilgim bir aktörün nasıl oynadığını gösterir bana.Burada oyun yoktu,planlanan,ya da senaryolanan bir gövde gösterisi hiç yoktu.Bu tepki bir an siyasi kimliğinden insani kimliğine bürünen bir ruhun tepkisiydi.Ve belki de aradığımız sesini yükseltmesi gereken bu ruhtu. Politik olarak doğru mudur ? Getirileri ne olur ? İleride göreceğiz.Ama benim içimden yanlış yaptın Sayın Tayyip Erdoğan demek gelmedi o gün.Gelmiyorda hala...Bir an empati yaparak orada yerinde olsaydım nasıl tepki verirdim desem,ruhumu dizginlemesem aynı yola çıkıyoruz O'nunla.Senin kadar ben de karışık duygulardayım Sevgili Petek.Ama o an bir politikacıyı değil bir insanı alkışlamak geldi içimden. Terör örgütü sayılan hiçbir örgütte takdire şayan değildir hiçbir zaman. Ben o gün bir insanı alkışladım,daha önceki fikirlerine katılmasam da...İleride umarım olmaz ama olur ya bir Yahudi,Afrikalı ya da hangi ırktan olursa olsun bir çocuğun öldürülüşüne aynı tepkiyi veren bir politikacıyı bir kere daha alkışlamaya hazırım,politikayı sevmesem de hiç...Ölümlerin hiç olmaması dileğiyle,sevgiler...


  YENİ YORUM EKLE
 



Adınız Soyadınız:

E- Mail Adresiniz :
Mail Adresi Gösterilmeyecektir.

Yorumunuz :

Güvenlik Resmi : (Karakterleri Giriniz) :
Güvenlik resminde gördüğünüz karakterleri yandaki kutuya giriniz

2010-03-11 04:54

SEMAVER KÜLTÜR SANAT PORTALI
Künye | Telif Hakları Yasası | Destek Bannerları | Reklam
editor@semaverdergisi.com