| |
kerim acar 2009-05-10 22:44:00
hangi siyaset görüşü ve fikrine sahip olursa olsun Avrupa ülkeler i karşıısndaki Türk halkının kısa tarih süreci içersinde duydugu ezıklik ve çaresizliginin dışa vurumu olarak ;işte biz buyuz; .;güçlüyüz; duygularını pekiştirmesi acısından toplumdan onay almıştır. Tabıkı dış sıyaset hiçbir zaman anlık duygularla yönetılemez ancak yerigeldıgındede haklı oldugumuz konularda ülkemiizn menfaatleri geregi masaya vurdugumuzda ses getirmeyi bilmeliyiz.

Ferzan TOMRUK 2009-02-11 19:08:00
Bu makale, sonuçları hariç, yaşanan olayın objektif anlatımı olduğu aşikar. Yazarın çıkardığı sonuçlar erk sahibi herkesin çıkarabileceği sonuçlardır ve öyle de olmalıdır. Lakin, uluslararası siyasi duruş, dış kimlik çok önemlidir. Politika, anında reaksiyon yapılacak kadar basit değildir. Yapılmalı mıdır? Evet, yapılmalıdır. Yine de unutulmaması gereken bir konu vardır ki o da, ülke duruşu, dış politika bir santraç oyunu gibi hangi hamlelerin karşılığında hangi hamlelerin yapılacağını önceden bilinmesi gerektiğidir ki reaksiyonlar bu kuramda olamlıdır.
Karşılıklı hamleler yapılmıştır. Ne yazık ki oyun henüz bitmemiştir ve bu yüzden doğrusunu yanlışını çözümlemek kolay değildir. Oyunda bazen öyle bilinçli yanlışlar yapılır ki rakibinize yenilebilinir ama seyircileri kazanabilirsiniz ya da tam tersi.
Sonuçları, bu perspektiften bakarak değirlendirmek devam etmekte olan oyun hakkında daha farklı düşünceleri rahatça algılayabiliriz.
Sevgili Petek'e, paylaşımı için teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca, her ne kadar tanışmasak da anlayışlarını umuyorum.
Saygılarımla.

Volkan Ates 2009-02-08 08:07:00
Yazdiklarini begenmeyen olmaz sanirim, saldirgan, asabi degilsin, gordugunu dusundugunu hissettigini kimseyi incitmeden yazmak ozel bir yetenek olsa gerek. Sana itiraz edicek bile olsam seni kirmamaya ozen gosterirdim bir okuyucu olarak.
Turk olmak zordur Petek ve Basbakan Erdogan bunu bir kere daha kanitlamistir.
Sevgiler

Semaver Okuyucusu 2009-02-07 15:49:00
Sevgili Petek
Yazıyı, ele alınış biçimi ve kurgusunu, aradaki ironik bağıtlama ile çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Bu yazı ifadesel gücünü bulmuş ilk yazınıda beğenmiştim ama ifadesel etkinlik varyasyonlar ile kelime gücü etkileyici. Tebrikler! Doğal bir öfke bilgi ve analiz gücü akıcı biçimde super olmuş!
FÖ / Gaziantep

Tamer Levent 2009-02-07 01:43:00
Analitik yaklaşımınız hoş. Vatandaşın her gün tek tek keşfederek konuştuğu çelişki maddelerini alt alta sıralamışsınız.Yorumunuz da, sizin gibi düşününmek istiyorum, ama bu yakalanan popüleritenin BOP ta kullanmaya kalkışacak birileri olabileceğinden korkuyorum.

ogan tolga 2009-02-07 00:35:00
geniş ve kapsamlı bir inceleme, bilinen gerçekleri madde madde tekrarlamışsın çok güzel, ama sonuçta senin öngörün yok yani gelecekte bu davos reaksiyonu sonucu TÜRKİYE yi nereye götürecek bunun hakkında hiç yorum yok.... zaten büyük gazete köşe yazarları dahi sadece olayı yazıp sonuçların ne şekilde gelişeceği hakkında yazmaktan kaçındıklrınıda göz önüne alırsak senin yazında en az onlarınkikadar iyi ve doğru bir inceleme, tebrikler, başarılar, sengiler.
ama ekleneden duramıyacağım Sayın Başbakanımız hamas ın peşinde koşmasının sebebi hamas ın sünni olmasıdır. (hizbullahın ise şii dir) bizim ise bu konuya balıklama atlamamızın asıl sebebi ise tamamen ticaridir, daralan bu avrupa, amerika, asya ticaretinde daralmıyan tek ekonomi petrol ihracatı ile yaşıyan arap ekonomileridir, TÜRKİYE artık arap ülkeleri ile sıkı fıkı olup kan kaybeden dış ticeretimize yeni kapıları açma çabasından başka birşey değil bence...
yıllardır olduğu gibi araplar hala fransız suyu içmeye devam ettiklerine göre malesef biz boşuna cengaverlik yapmakdan öteye gidemiyeceğiz, tarih boyu araptan dost olmadı olmaz...

GENCER 2009-02-06 14:19:00
Yine reytingi yüksek bir yazı yazmıssınız. Konuyla ilgili hersey var ve objektif. Okuyanların kayıtsız kalması imkansız gibi. Sizi buradan bulmak zor ve tesadüfi oldu. Benim ricam uzmanlık alanınız olan Avrupa Birliği ile ilgili düzenli ve tek bir yerden yazmanız. Takipte zorlanıyoruz. Tek bir köşe veya tek bir yayından sizi takip etmek bizler için daha verimli olacak.

Mehmet Karataş 2009-02-05 22:55:00
Yazıdan çok yorumların ön plana çıktığı bir semaver sayfası olmuş.
Açıkcası yorumları okumak daha zor oldu.

Semaver Okuyucusu 2009-02-05 19:46:00
Yazdiklarini begenmeyen olmaz sanirim, saldirgan, asabi degilsin. gordugunu dusundugunu hissettigini kimseyi incitmeden yazmak ozel bir yetenek olsa gerek. Yani sana itiraz edicek bile olsam seni kirmamaya ozen gosterirdim bir okuyucu olarak. Yurtdisinda yasamak ve butun is arkadaslarimin bana Sayin Basbakanimizin zirve deki video linklerini yollamasi ve onlara verecek cevap aramak inan cok incitiyor. Turkiye Basbakaninin Davos Zirvesini siyasi arenaya donusturmesi ve benim yerime Davos zirvesini bitirmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Belkide bu bizim sucumuz, degistiremedik rotayi Turkiye nin gencligi olarak.
Yazilarinin hepsini okudum harika yaziyorsun. I am proud of you. Cok etkilendim. Sanirim it's a gift. Use it in good ways. Not everyone has it. I don't.
Yazina 30 kere yorum yazdim ama publish edemedim, benim yorumuma da ihtiyacin yokmus gibi.
San Francisco

Asilhan Bilâl 2009-02-04 16:03:00
Tespitlerin çok doğru, güzel kadın! Bilinmelidir ki, her şeyin bir başlangıcı ve benzeri vardır.. Nazi ordularının 1943 yılında gerçekleştirdiği Yahudi soykırımını her fırsatta dünya gündemine getiren İsrail, o yıllarda kendilerine uygulanan soykırımın birebir benzerini şimdi Gazze'de uyguluyor.
İsrail, Dünyanın tepkisiz kalması nedeniyle vahşette sınır tanımazken, Gazze'den gelen fotoğraflar, tam 65 yıl önce Yahudilere karşı uygulanan soykırımı hatırlatıyor. O yıllarda toplama kamplarında
çekilen fotoğraflar ile Yahudilere yapılan işkence ve zulmün fotoğrafları bugün, İsrail'in uyguladığı soykırım ile birebir örtüşüyor.
Fotoğraflara bakıldığında görülen birebir benzerliklerden, olayların gelişiminden varılan sonuç şudurki, İsrail, dünyanın yeni nazilerinin rolünü mükemmel oynamaktadırlar. İşte tam 65 yıl önce Adolf Hitler komutasındaki Nazi ordusunun Yahudilere uyguladığı soykırım ile bugün İsrail'in Filistinlilere uyguladığı soykırımın benzerliği aklımı başımdan alıyor.
Benim nazarımda Sayın Başbakanımızın Davos'ta yaptığı çıkış O'nun Kasımpaşa külanbeyliğinden gelen tavrıdır ve basbayağı bir 'diklenme'dir. Bizim bildiğimiz 'Dikdurma' ise, benim efesoylu atalarım gibi, Mustafa Kemal Paşa'nın düzenli orduları gelinceye kadar, bulunduğu yerden bir adım geri atmadan, özgüvenini ve özsaygısını yitirmeden ayakları üzerinde davrını bozmadan,süre koymadan dimdik durabilmektir.
Tepkin güzeldi. Kutlarım.

ilpostino 2009-02-04 12:53:00
Ben WEF veya bir başka panelde olsun diplomatik görüşme gerektiren her ortamda diplpmatik tavırdan asla vazgeçilmemesinden yanayım. Hele ki haklı bir tepki gösterdiğiniz bir harekete veya ideoloji'ye fevri yaklaşımlar her zaman sağduyu ile karşılanmayabilir. Elbette T.C. Başbakanı sıfatı ile temsil edilen bir panelin moderatörünün yapmış olduğu haksızlık veya saygısızlık tahammül edilir bir durum da değildir. Ama diplomasi sanatı böylesi durumlar için vardır. ve kaldı ki böylesi bir panelde zaten muhattabunız olan kişiler temsil ettikleri ülkelerin 1 veya 1 numarasıdır. Rahmetli Ecevit'in ABD Başkanı ile yaptığı ve adeta amirinden emir alır şekilde ceketinin önü ilikli başı öne eğik bir halde fotoğraflanan ve akıllarımıza böylesi bir mizansen ile kazınan bir olayla kıyaslandığında Başbakanımızın bu tavrı toplumda zaten ihtiyaç duyulan "kahraman" sendromunu pekiştirmiş ve günü "milli diklenme" gününe çevirmiş ise de Dış basında "Hamas'ın sözcülüğünü yapan islami bir ülkenin Başbakanı" şeklinde yorumlanmıştır. Diplomasi kıvrak zeka gerektiren bir sanattır. AP muhabirinin şu yorumu dikkatimi de çekmiştir. Muhterem " Sayın Başbakan neden ülkesinde ki terör ve Kürt halkının sorunlarına da bu şekilde diklenmiyor?" evet bence de neden?
Panele ve Davos gibi bir zirveye küsmek yerine panelde yine söyleyeceğini söylemek ve dah sonra da yine bir basın toplantısı ile düşüncelerini ifade etmek ve iptal edilen temaslarına devam etmesi Ülkemizi ve temsilcimizi daha da güçlü, daha da onurlu ve iradeli yönetici vasfına sokmazmıydı?
Ortadoğu'da yaşanmakta olan dramın elbette farkındayız. ve elbette şiddetin her türlüsüne karşıyız. Kadınlara, çocuklara hasta ve yaşlılara yapılan şiddete, soykırımına, dengesiz güç kullanımına karşıyız. Ama bu haklılıklarımızı ifade etme şeklimizi irdelemeli ve sonuçtan ders çıkarmalıyız. Ve yahudi halkları 2.dünya savaşında yaşadıkları dramları lütfen unutmasınlar.

Bir dost 2009-02-04 11:51:00
Bir kimyacı dış politika yazısı yazarsa ortaya çıkan sonuç da kimya deyimiyle "reaksiyon" olur.Yazı daha dengeli bir yazı olabilirdi .Halkın ne hissetiğini petek hnm ya görmedi ya da görmek istemedi."Hamas savunulmamalıydı! Hamas gerçeği var denmeliydi."bu cümle son derece monşerce olmuş :)
Üzmek istemem ama siz politik konularda yazmasanız daha isabetli olur.Dost tavsiyesi...

semaver okuyucusu 2009-02-03 20:46:00
Sevgili dostum
değerlendirmelerini ve eleştirleri okudum. Kampsamlı, soğuk kanlı bir perspektif sergilemişsin. Olaylara duygusal değil daha reel bir yaklaşım sergilemişsin. Tabii olarak Türk toplumu seninde yazında belirttiğin gibi İsrailli siysetçilerin söylemlerini ve eylemlerini tasvip etmiyor. Tasvip etmekte mümkün değildir. Ama olayı yaşayan siyasi taraflarda sizin gibi yaşanan gelişmelerin ardında daha sorumlu ve soğuk kanlı olarak süreci değerlendirmek gerektiğinin altını çizmiş durumdadır. bu tepkiyi anlamakla beraber Mahmut Abbasın tavrını kimse sorgulamıyor. Burda yaşanan sancının altında bu insanında şuçu yok mu. Haması yok sayarak orada yeni bir hükümet atadı. Uluslararası taraflarla görüşüyor, filistinin yarısının iradesini yok saymıyor mu acaba. bu durum bence önemli. bir çok gürültünün içinde ayrıntıları kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. Evet önemli olan bundan sonraki siyasal gelişmeleri Türkiye'nin lehine olacak şekilde yönetme iradesinin gösterilmesidir. bir dost

Hakan KRTS 2009-02-03 19:47:00
Belki de -hakli olarak "reaksiyon" seklinde tanimlanmis- bu durum, olaylara gostermesi gereken ilgi ve alakayi maalesef gosterememis bazi cevre ve odaklarin ulkede biriken negatif enerjiyi disa atamamasindan kaynaklanmistir. Aslinda, oldukca basit fizik kurallariyla aciklanabilecek bu ve benzeri olaylara bakis acimizi biraz degistirerek 'multi-disipliner' dusunmeye calismakta fayda olacaktir kanaatindeyim. Zihnimi bu yonde calistirmama vesile oldugu icin yazara takdir ve tesekkurlerimi sunmayi bir borc biliyorum.

BETÜL AKMAN'IN DİKKATİNE 2009-02-03 18:06:00
Bu yazı başlı başına facia ama günün faciası Betül akman isimli okuyucudan gelmiş."Savaşta olan bir ülkenin çocuğunu düşüneceğimize kendi ülkemizin sorunlarına, çocuklarına öncelik verelim."
Aman Allahım bu ne büyük egoizmdir.Başka ülkenin çocuklarının ölümüne göz yumalım öylemi?
1- Filistin meselesi her şeyden önce Müslüman kardeşlerimizin katledilmesi meselesidir. Daha kundakta olan bebeklere kurşun yağdırıp anne-babalarından ayıran, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak çocukları yetim bırakan, binlerce insanı evsiz barksız perme perişan bir halde ölüme terk eden bir zihniyete hangi bağlamda olursa olsun “ılımlı” yaklaşmamız söz konusu olamaz.
2- Meselemiz, zulmün kimden ve de hangi amaçla olursa olsun yapılışına aldırmadan mazlumun yanında olma meselesidir. Hani Müslüm baba diyor ya “Bu benim meselem derin mesele, ezelden ebede giden mesele”. Tam da böyle bizim meselemiz. Habil Kabil’den dünyanın son gününe kadar devem edecek meseledir bu.
3- Ve diyoruz ki “ZULME RIZA ZULÜMDÜR”,”ZULMÜN KARŞISINDA SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.” Unutmayınız ki zulüm baki değildir, mutlaka bir gün zalimlerden ve zulümlere destek olanlardan hesap sorulacaktır.
4- Başta İslam dinin emirleri doğrultusunda ve (ne mutlu ki) kültürümüzün iliklerine işlemiş olan mazlumun yanında olma felsefesine sadık kalıp, zamanında zulme uğrayan Yahudilere kucak açan Osmanlının torunları gibi hareket etmek istedik. O gün zulmün kimden geldiğine aldırmaksızın Yahudilere kucak açan büyüklerimiz ne kadar doğru hareket ettilerse bugün de bu görev Filistinli kardeşlerimiz için bizlere düşmüştür.
5- Bizlere düşen bu İslami-insani görevi, resmi makam olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ulusal platformda dillendirmiştir. Her kim olursa olsun bu davaya samimi olarak destek vermişse, bizlere düşen görev o kişiyi desteklemektir. Bunun altında üstünde bir şey aramak art niyetten başka bir şey değildir. Anlamayanlara daha açık ifade etmek gerekirse bu siyasi bir olay değildir ama Başbakanın şahsında AK Parti dışında hiçbir siyasi parti bu davaya bu denli açık destek verememişse bu da onların ayıbıdır. Kalkıp gecenin o saatinde havaalanına niye gittiniz diye bizleri eleştirmesinler aynaya baksınlar bi zahmet.

Semaver Okuyucusu 2009-02-03 17:16:00
Selam Petek.
Hem yazını hem eleştirileri okudum.
Evet yazın gerçekten içerik olarak tartışılacak boyutta.
Bazı gerçekleri görememiş olman doğan. Bazı sıfatları yerli yersiz kullanman da doğal.
Filistin ve İsrail süreci uzun soluklu. 1948'den bu yana gelişen süreçtekileri biz biliyoruz. Daha geçmişini ise tarihcilerden öğreniyoruz.
Anladığım kadarı ile sen tarihci değilsin ama çoğu yerde tarihciliğe soyunmuşssun. Yanlış.
Kesin kanaatını belli etmişssin
Bu bir üslup meselesi
Makaleler doğaldır ki sıbjektif olacaktır. Bunlar senin görüşlerin. Çokca eleştirilebilirsin. Bu yazının canlı ve tartışılabilir olmasında güdülen amaca uygundur.
Kötü denebilecek boyutta değil ama hem uzun hem gereksiz konulara dalış yağan bir yorum olmuş
Herşeye rağmen kutlarım seni.
Sezai Bayar

iSMAİL GÜZEL 2009-02-03 16:37:00
KEŞKE BU TESPİTLERİNİZİ SAYIN BAŞBAKANIMIZDA ÖFKELENMEDEN ÖNCE DÜŞÜNEBİLSEYDİ.
BAŞBAKAN HAKLIYDI FAKAT YER ZAMAN KONUSUNDA YANLIŞ YERİ (WEF) TERCİH ETMİŞTİ.
ÇOK ETKİLEYCİ BİR KALEMİNİZ VAR DEVAMINI DİLERİM SEVGİLERİMLE

tembel teneke 2009-02-03 15:13:00
Dünya gerçeklerinden bahsetmişsiniz. Politikadan, serinkanlı olmaktan, kuru hesaplardan filan. Fakat mevzu Filistin'dir. Filistin deyince orada bir durmak lazım gelir.
Yazınızda pek çok yanlış tespit ve değerlendirme var. Ayrıca üslup sorununu da biran önce halletmelisiniz.
****
Ama bunları geçelim şimdi, Petek Hanımcığım Filistin denince, kalbimiz bir başka atmıyorsa, içimiz de bir hoşluk olmuyorsa; kendimizden şüphe edelim derim ben. Böyle rakamlarla, gelecek hesaplamaları ile düşünüyorsak işte o zaman durum fena demektir. Allah muhafaza!
Bir anlamda imtihandır Filistin bizim için. Ne olduğumuzun belirleyicisi, turnosal kâğıdı gibi bir şeydir işte.
****
Yalnız bir noktayı hemen tashih etmek gerekiyor. Çünkü aciliyeti var gibi. Demişsiniz ki, "Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değildir." Eski mevzuları açmak zorundayım burada. Siz benden daha iyi bilirsiniz, Eski Yunan'daki adamlar, kendilerini dünyanın merkezi olarak görürlerdi. Dünyayı da memleketlerine uzaklıklarına göre bölgelere ayırmışlardı. İşte ta uzaktakine Uzak Doğu, ondan biraz daha yakında olana Orta Doğu hemen burunlarının dibindeki Anadolu'yu da Yakın Doğu diye isimlendirmişlerdir. Orta Doğu, Uzak Doğu meselesi buradan ortaya çıkmıştır. Ve esasında Avrupa diye de bir kıta yoktur. Bir kıtanın kıta olması için gereken şartlara haiz değildir Avrupa. Falan filan yani.
Selam, dua ve ümit ile...

Betül Akman 2009-02-03 12:09:00
Sevgili Petek,
Oldukça uzun ve detaylı siyasi araştırmaları içeren bir yazı. Tebrik ederim. Bu konular çok ilgi alanım olmadığı için okurken biraz atlayarak okudum. Ama Gazze'ye verilen desteğin abartıldığı görüşündeyim. Savaşta olan bir ülkenin çocuğunu düşüneceğimize kendi ülkemizin sorunlarına, çocuklarına öncelik verelim. Davos gibi bir forumda başka ülkeler için cengaverlik yaparken kendi ülkemizi sıkıntıya sokacak davranışları sade bir vatandaş olarak hoş görmüyorum.

İlhami Birkan 2009-02-03 11:55:00
gayet objektif ve tarafsız bir yazı olmuş okuyunca hiç rahatsız olmadım tüm yönleriyle davos vakasını iirdeleyen bir yazı. NTV haberleri gibi. tebrikler. Açıkçası Davos'ta yaşananlar insani bir tepkinin yansıması. iyimi oldu yoksa kötümü buna herkes galiba kendi bakış açısıyla yorum yapıcaktır. Ama önemli olan aynı tepkiyi sadece din kardeşliği çerçevesinde değerlendirmeden dünyanın herhangi bir başka coğrafyasında olduğu zamanda ortaya koymak olsa gerek. çünkü insan ölümlerine karşı çıkmak din, ırk gözetmeden olmalı. umarım başbakanımız aynı hassasiyeti başka yerlerde de yaşandığında gösterir.

Gökhan Rengin 2009-02-03 11:39:00
Yazınızın sonunda da yazdığınız gibi bu yazı benim içime de sinmemiştir.Her yanından dökülüyor.En azından bazı duyarlılıklara dikkat edebilirdiniz.Peres gibi bir katile sayın demek komik kaçmış.Sayın ibaresi bana rahmetli Ecevitin meşhur sözünü hatırlattı."Sn.Türkeş katil!" :)
"Hamas savunulmamalıydı! Hamas gerçeği var denmeliydi."bu cümle tam anlamı ile facia! Allah aşkına sizin semaver dergisinde ne işiniz var.Sayın editör bu konuda açıklama yapacakmısınız?Kan uyuşmazlığı olmadığı ortada. Vesselam...

mormenekse 2009-02-03 10:23:00
sn Petek Hanım sonuç 1 kısmı ile ilgili bir yorumum olacak.
siz gerçekten böyle mi inanıyorsunuz ? bir kaç sonuç vermiş olmanız güzel çünkü sonuç 1 gibi düşünmediğinizi düşünmek istiyorum.
you - sen ve siz olayları çok basit şeyler üzerinde konuşmaya gerek olmayacak kadar , sizin gibi reytingi yüksek bi yazarada komik gelmiş olmalı.
...."Bundan böyle Davos benim için bitmiştir’ derken Ermenistan Cumhurbaşkanı ile yapılacak olan görüşme puff diye yok olmuştur! " ,,,
bununla ilgili sıkıntınızı tam olarak anlamış değilim açıkcası. yukarıda kendi tabiriniz ile olayın aslında "yandı gülüm keten helvası " olmadığını , herkesin yine biribirini poh pohladığını belirtmişsiniz. bu çelişkileri düşünmenizi isterim.
,,,,, "ABD’deki Musevi lobisine soykırım meselesinde güvenmek " de neyin nesi ? sizin böyle bir güvenceniz var idi ve bunu Sn Başbakanımız kozlarımızı öldürerek mi sonlandırdı ?
"Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" sizin için bir gafmıydı ?
bu cümle ile var olduğunu düşündüğünüz kozlarınız mı gitti ?
bu cümleyi Ermeni olayına bağlıyor olmanız ben de şöyle yer buluyor :
Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz, biz daha az biliriz. Biz Ermenileri öldürmüş olabiliriz ama sizde Filistin li Müslümanları öldürdünüz ????? bu geniş açıdan bakıldığında uzun uzadıya devam ediyor benim için.
sonuç 3 ise
tam bir fiyasko.
.....

Şevket KILIÇ 2009-02-03 08:42:00
Bu konularda yorum yaparkende,yazarkende objektif bakıştan uzaklaşmamak gerekir.Bence getirisi,götürüsü tartıya konup tartılabilir saatlerce tartışılabilir.Benim özellikle de şu dönemde Peres'e,Hit'lerin onlara yaptıklarına benzer katliamına sebep şu yada bu tepki gösterip,özür dilemesini sağlayan politikayı alkışlıyorum.2 dönemdir,böyle içime su serpen tek davranışı bu oldu AKP ve başkanının.....
Petek hanım,sonuçlar ile sıraladıklarınız bu olaydan uzak veya yetersiz bilen herkesi doyuracak bilgilere sahip teşekkürler....

Itır Çağan 2009-02-03 01:53:00
Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Sn. Erdoğan ile Sn Peres arasında yaşanan tartışma, tüm dünya basınında çeşitli bakış açıları ile alındı, irdelendi, yorumlandı. Bunlardan pek azı, konuyu yukarıdaki “beş sonuç” gibi geniş pencerelerden bakılarak yapılmış karşılaştırmalı çıkarımlar içeriyordu. Yazınızdaki bu başarı için kutlarım. Yorumlamaya gelince, şu ana dek konuyla ilgili olarak, yazılı basın, radyo, TV, internet vb iletişim araçlarıyla yapılmış olan yorumlara göre, sıradan bir vatandaş ve konu alanından çok uzaktaki bir mesleğin icracısı olarak düşüncelerimin başka bireyleri aydınlatacak ya da aydınlıklarına yeni ufuklar ekleyecek farklılıkta olmadığını biliyorum. Bununla birlikte, aklımı kurcalayan bir nokta var: bir seçim arifesinde olmasaydık, Sayın Başbakan’ımızın konu çerçevesindeki girişimleri ne olacaktı, merak ediyorum… Saygılarımla.

musti musti 2009-02-02 21:38:00
Güzel yazı beğendim. Olayı çok güzel analiz etmişsiniz.

aslı gibidir 2009-02-02 21:34:00
WAN MİNUT VAN MUNİT
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
kız
hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
1956 nazım hikmet ran

M. IKBAL SAYLIK 2009-02-02 20:58:00
Yazıdaki tespitlerin büyük kısmına katılıyorum. Ama itirazım olan noktalar da var:
1. Peres, bağırmasına gerekçe olarak sesinin iyi duyulmaması ihtimalini gündeme getirdi. Erdoğan'ın duymasını kastediyorsa, zaten kulaklıktan çeviriyi dinleyen Erdoğan'ın onu duymasına gerek yoktu. Dinleyicileri kastediyorsa, salon toplantısı olduğu için bağırıp çağırmasına yine gerek yoktu. Parmağını Erdoğan'a doğru sallayıp konuşmasını nasıl açıklar peki?
2. Ermenistan konusu gümbürtüye gitmedi, bu forumdan hemen sonra Başbakan, Ermenistan Devlet Başkanı ile görüştü.
3. Avrupa ve Batı dünyası ile hareket etmek demek, katliama onlar gibi seyirci kalmayı sessizce izlemeyi mi gerektiriyor?
4. Olayın bu kadar coşkuyla karşılanmasının nedeni ilk kez birilerinin katillerin yüzüne "siz katilsiniz" demesi ve bir tabunun yıkılması olmuştur. Bu süreç iyi yönetilirse, "İsrail'e posta koyan siyasetçinin ömrü uzun olmaz" şeklinde yerleşmiş olan mit tuzla buz olabilir.
5. Yıllarca "artık masaya yumruğumuzu vuralım" edebiyatı yapıldı; vuran birisi çıkınca da, bu edebiyatı yapanlar niye kuzu kuzu oturup boyun eğmedik diyorlar; bu da bir çelişki.
Sonuç, tepki haklıdır. Ve bir siyasetçiden, diplomat gibi davranmasını beklemek hatadır.

Murat Kalaç 2009-02-02 20:37:00
Derinlemesine bir yorum yapamayacağım Sevgili Petek.Aslında olanlardan bende şaşkınlık içindeyim.Siyasi fikrini ve çizgilerini asla tasvip etmediğim bir başbakanımız vardı.O gün orada tepkisini gösteren kişiyse bence bunu siyasetçiden çok bir insan olarak yapmıştır.Çocukların öldüğünü gören ve içine sindiremeyen bir baba olarak yapmıştır.
Bazı köşe yazarlarımızın yazdığı gibi siyasi rant için de yapmamıştır bence.Çünkü birebir gözlemledim.Uzun zamandır edindiğim sinema ve sahne bilgim bir aktörün nasıl oynadığını gösterir bana.Burada oyun yoktu,planlanan,ya da senaryolanan bir gövde gösterisi hiç yoktu.Bu tepki bir an siyasi kimliğinden insani kimliğine bürünen bir ruhun tepkisiydi.Ve belki de aradığımız sesini yükseltmesi gereken bu ruhtu.
Politik olarak doğru mudur ? Getirileri ne olur ? İleride göreceğiz.Ama benim içimden yanlış yaptın Sayın Tayyip Erdoğan demek gelmedi o gün.Gelmiyorda hala...Bir an empati yaparak orada yerinde olsaydım nasıl tepki verirdim desem,ruhumu dizginlemesem aynı yola çıkıyoruz O'nunla.Senin kadar ben de karışık duygulardayım Sevgili Petek.Ama o an bir politikacıyı değil bir insanı alkışlamak geldi içimden.
Terör örgütü sayılan hiçbir örgütte takdire şayan değildir hiçbir zaman.
Ben o gün bir insanı alkışladım,daha önceki fikirlerine katılmasam da...İleride umarım olmaz ama olur ya bir Yahudi,Afrikalı ya da hangi ırktan olursa olsun bir çocuğun öldürülüşüne aynı tepkiyi veren bir politikacıyı bir kere daha alkışlamaya hazırım,politikayı sevmesem de hiç...Ölümlerin hiç olmaması dileğiyle,sevgiler...

|