|
Baydar, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un siyasi demeç vermesine de karşı. Sokaklara taşan şiddetin önlenmesi için de çağrıda bulunuyor: "Herkes aklını başına toplamalı. Bu olaylardan sorumlu olan bütün taraflar, taraftarlarını evlerine çekmesi gerekir. Hatta 'çekil' emri vermeleri gerekir."
Siz 'DTP kapatılmasın inisiyatifi' içinde yer aldınız, Anayasa Mahkemesi'ne bir çağrıda bulunarak partinin kapatılmamasını istediniz. Ancak DTP kapatıldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu kararı?
Vahim bir karar. Kimse Anayasa Mahkemesi hukuki bir karar verdi, mecburdu buna falan demesin. AKP kapatma davasında da bu partinin "irtica odağı" olduğuna karar vermişti. Buna rağmen AKP'yi kapatamadı çünkü iktidar partisinin kapatılmasının sonuçlarına bu ülkenin katlanamayacağı düşünüldü. Bu bal gibi siyasal bir karardı. DTP'nin kapatılması, üstelik de o mahkeme üyeleri kadar ve belki daha barışçı Genel Başkanı Ahmet Türk'ün siyasetten yasaklanması da siyasal bir karar. Mesele şu ki, sonuçlarının AKP'nin kapatılması kadar vahim olacağını bile göremediler.
DTP'nin kapatılması açılım sürecine nasıl bir etkide bulunur? Bu bu konuda ne yapılmalı?
Şu anda Türkiye'nin içinde bulunduğu toplumsal psikoloji yer yer cinnete varan bir tablo gösteriyor. Taraflar bu cinneti körüklüyor. Böyle bir ortamda önce sakinleşip normale dönmek lazım. Kürt sorunu ve diğer sorunların çözümü için atılacak adımları yeniden düşünmek, toplumsal mutabakatın sağlanması için gerekli diyalogları kurmak gerek. Yani, açılımı yeniden açmak, önünü tıkayan engelleri aşmaya çalışmak gerek.
Muş'ta açılan ateş sonucu iki gösterici öldü. Olayların büyümemesinin önüne nasıl geçilir?
Bu cinnet hali kendiliğinden ortaya çıkmadı, kışkırtıldı. Son dönemde yaşayan olayların ve PKK'nın açık bir şekilde gençleri dağa çağırmasının sonucunun böyle olacağı belliydi. Ben kendimi hasta gibi hissediyorum. Ne yapılması gerektiğinin tek bir cevabı var. Herkes aklını başına toplamalı. Adım adım kötü günlere doğru gittiğimizi düşünüyorum. Belli güçler bundan vazife çıkarabilir, darbeyi düşünebilir. Bu günden sorumlu olanların kışkırttıkları taraftarlardan saldırıları bir tarafa bırakıp evlerine çekilmelerini istemeleri, hatta onlara emir vermeleri gerekir. Taraflar kendi taraftarlarına hâkim olabilirler.
DTP'nin de kapatılmayı haketti yönünde görüşler var. Buradan hareketle DTP'nin de bir özeleştiri yapması gerekmiyor mu?
Hak ettiği önermesi doğru olmadığı gibi çok dıştan, çok 'tuzu kuru' ve barışçı olmayan bir yorum. Kürt silahlı hareketi içinde de çatışmanın devamını isteyen, bu yüzden de ne zaman çatışmasızlık ve barış umutları doğsa hemen provokasyona girişen çevreler var kuşkusuz. Kürt siyasi hareketinin kendi içinde bir yüzleşme, sorgulama, yeniden değerlendirme yapması bir zorunluluk.
Türkiye'nin tam demokratik bir ülke olması yolunda umutlarınız var mı?
Son birkaç yıldır yaşadıklarımıza bakacak olursak, gelecek için umut var. Bundan beş-on yıl, hele hele 20-30 yıl önce telaffuz edilemeyen konuları konuşmaya başladık. Pandoranın kutusu açıldı, bütün kötülükler yavaş yavaş dışarı dökülüyor, yeniden kutuya sokup kurtulamazsınız. Yüzleşip yenmemiz lazım, yoksa biz yok oluruz. Bizi ittikleri cepheleşme psikolojisinden kurtulmak, konuşabilir hale gelmek bütün sorunların çözümü için olmazsa olmaz koşul. Bu aynı zamanda demokratikleşme anlamına da gelir.
Paşaların sorgulanması önemli, 12 Eylülcülere de dokunulsun
Ergenekon davası hakkında ne düşünüyorsunuz, ortaya çıkan yapılanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok önemli olduğunu, doğru bir süreçte sonuna kadar gidilebilse Türkiye'nin kaderinin değişebileceğini düşünüyorum. Ama beceriksizce, karmakarışık, inandırıcılığı azaltan teknik ve hukuksal hatalarla sürdüğünü açıkça görüyorum. Orada yargılananların büyük bölümü benim ve kamu vicdanının gözünde suçludur, ama hukuksal açıdan mahkûm edilemeyecekleri kaygısını taşıyorum.
Bu dava Türkiye'de siyasi ve toplumsal yapı üzerinde on yıllardır baskı kurmaya çalışan bir mekanizmanın tasfiye edilebileceği anlamına mı geliyor?
Maalesef bu tasfiyeyi gerçekleştirebilecek şekilde yürütülemiyor. Arkasındaki siyasal irade zayıf ve toplumun bütününün desteğine sahip değil. Öte yandan, cepheleştirilmiş olan toplumumuzda bağımsız ve adil bir yargılama süreci de henüz mümkün görülmüyor. Ama, generallerin ve darbe heveslerinin yargılanabileceği düşüncesi tek başına ileri bir adımı ifade eder.
Geçtiğimiz günlerde darbe planları yapan dönemin kuvvet komutanları 'şüpheli' sıfatıyla hâkim karşısına çıktı ve ifade verdi. 12 Eylül'ün üzerinden tam 29 yıl geçtikten sonra darbecileri yargılayamamış bir ülkede bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Baydar, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un siyasi demeç vermesine de karşı. Sokaklara taşan şiddetin önlenmesi için de çağrıda bulunuyor: "Herkes aklını başına toplamalı. Bu olaylardan sorumlu olan bütün taraflar, taraftarlarını evlerine çekmesi gerekir. Hatta 'çekil' emri vermeleri gerekir."
Siz 'DTP kapatılmasın inisiyatifi' içinde yer aldınız, Anayasa Mahkemesi'ne bir çağrıda bulunarak partinin kapatılmamasını istediniz. Ancak DTP kapatıldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu kararı?
Vahim bir karar. Kimse Anayasa Mahkemesi hukuki bir karar verdi, mecburdu buna falan demesin. AKP kapatma davasında da bu partinin "irtica odağı" olduğuna karar vermişti. Buna rağmen AKP'yi kapatamadı çünkü iktidar partisinin kapatılmasının sonuçlarına bu ülkenin katlanamayacağı düşünüldü. Bu bal gibi siyasal bir karardı. DTP'nin kapatılması, üstelik de o mahkeme üyeleri kadar ve belki daha barışçı Genel Başkanı Ahmet Türk'ün siyasetten yasaklanması da siyasal bir karar. Mesele şu ki, sonuçlarının AKP'nin kapatılması kadar vahim olacağını bile göremediler.
DTP'nin kapatılması açılım sürecine nasıl bir etkide bulunur? Bu bu konuda ne yapılmalı?
Şu anda Türkiye'nin içinde bulunduğu toplumsal psikoloji yer yer cinnete varan bir tablo gösteriyor. Taraflar bu cinneti körüklüyor. Böyle bir ortamda önce sakinleşip normale dönmek lazım. Kürt sorunu ve diğer sorunların çözümü için atılacak adımları yeniden düşünmek, toplumsal mutabakatın sağlanması için gerekli diyalogları kurmak gerek. Yani, açılımı yeniden açmak, önünü tıkayan engelleri aşmaya çalışmak gerek.
Muş'ta açılan ateş sonucu iki gösterici öldü. Olayların büyümemesinin önüne nasıl geçilir?
Bu cinnet hali kendiliğinden ortaya çıkmadı, kışkırtıldı. Son dönemde yaşayan olayların ve PKK'nın açık bir şekilde gençleri dağa çağırmasının sonucunun böyle olacağı belliydi. Ben kendimi hasta gibi hissediyorum. Ne yapılması gerektiğinin tek bir cevabı var. Herkes aklını başına toplamalı. Adım adım kötü günlere doğru gittiğimizi düşünüyorum. Belli güçler bundan vazife çıkarabilir, darbeyi düşünebilir. Bu günden sorumlu olanların kışkırttıkları taraftarlardan saldırıları bir tarafa bırakıp evlerine çekilmelerini istemeleri, hatta onlara emir vermeleri gerekir. Taraflar kendi taraftarlarına hâkim olabilirler.
DTP'nin de kapatılmayı haketti yönünde görüşler var. Buradan hareketle DTP'nin de bir özeleştiri yapması gerekmiyor mu?
Hak ettiği önermesi doğru olmadığı gibi çok dıştan, çok 'tuzu kuru' ve barışçı olmayan bir yorum. Kürt silahlı hareketi içinde de çatışmanın devamını isteyen, bu yüzden de ne zaman çatışmasızlık ve barış umutları doğsa hemen provokasyona girişen çevreler var kuşkusuz. Kürt siyasi hareketinin kendi içinde bir yüzleşme, sorgulama, yeniden değerlendirme yapması bir zorunluluk.
Türkiye'nin tam demokratik bir ülke olması yolunda umutlarınız var mı?
Son birkaç yıldır yaşadıklarımıza bakacak olursak, gelecek için umut var. Bundan beş-on yıl, hele hele 20-30 yıl önce telaffuz edilemeyen konuları konuşmaya başladık. Pandoranın kutusu açıldı, bütün kötülükler yavaş yavaş dışarı dökülüyor, yeniden kutuya sokup kurtulamazsınız. Yüzleşip yenmemiz lazım, yoksa biz yok oluruz. Bizi ittikleri cepheleşme psikolojisinden kurtulmak, konuşabilir hale gelmek bütün sorunların çözümü için olmazsa olmaz koşul. Bu aynı zamanda demokratikleşme anlamına da gelir.
EMİNE DOLMACI | ZAMAN GAZETESİ

Semaver tarafından yazılmış¸ Son 50 yazı :
|