Karpat Hoca'ya göre Türk aydınları  
Yazıyı Oylayın :
Karpat Hoca
Hatırlarsınız; eskiden kitapların üst tarafları genellikle tıraşlanmazdı; şimdi sadece ara sıra zarf açmak için kullandığımız, kalemliklerimizde boynu bükük bekleyen açacaklarla yeni aldığımız kitapları açardık. Sizi bilmem ama, benim için bu başlı başına bir zevkti.

Hâlâ sahhaflarda formaları açılmamış iyi bir kitap görürsem alıyor ve açacaklarımı memnun ediyorum. Prof. Dr. Kemal H. Karpat'ın Türk Demokrasi Tarihi adlı kitabı da formalarını açmadan okuyamayacağınız kitaplardandı; 1967 yılında İstanbul Matbaası'nda tipo tekniğiyle basılan o beyaz kapaklı, dikişsiz formalı güzel kitabı 1970'lerin ortalarında satın alıp epeyi okumuş, fakat bitiremeden bir dostuma kaptırmıştım. Birkaç yıl önce bir sahhafta aynı baskıyı formaları açılmamış bir halde bulunca kaybettiğim çok değerli bir şeyi bulmuş gibi sevindiğimi hatırlıyorum. Hemen büyük bir iştahla baştan sona okumuş, bazı çalışmalarımda da kaynak olarak kullanmıştım.

Türk Demokrasi Tarihi, Karpat Hoca'nın aslında İngilizce yazdığı, 1959 yılında Princeton Üniversitesi tarafından yayımlanan bir kitabının Türkçe tercümesidir. Bu çok önemli eserinde, Türkiye'yi çok partili sisteme geçişe zorlayan süreçleri ve yeni sistemin getirdiklerini enine boyuna tahlil eden Hoca'nın meselelere o yıllarda herkesten nasıl farklı baktığını ve ne kadar doğru tespitlerde bulunduğunu görerek hayret ediyorsunuz. Türkiye'de birçok tarihçi ve siyaset bilimci bugün bile onun 1950'lerde yakaladığı seviyenin çok uzağındadırlar. Esasen kitabın önsözü, değeri hakkında önemli ipuçları veriyor ve sizi bir an önce tamamını okumaya icbar ediyor. Bu kitabın bir fikir isyanından doğduğunu söyleyen Hoca'nın şu cümlelerine öncelikle dikkatinizi çekmek isterim:

"Bu isyan bir yandan bazı batılı bilgin ve yazarların Türkiye ve Türk meselelerini gereğiyle değerlendirmeden sübjektif fikir yürütmelerine karşıdır. Bunların birçoğu Türkiye'yi tarihî rolünü oynamış, modernleşmenin yarı yolunda takatini tüketmiş, varlığını büyük devletlerin yanına sığınmakla koruyabilen bir ülke olarak görmektedirler. Hâlbuki biz Türkiye'nin sonsuz kuvvet kaynaklarına sahip olduğuna bütün varlığımızla inanmaktayız."

Karpat Hoca, fikir isyanının sadece Türkiye hakkında böyle düşünen yabancılara karşı değil, aynı zamanda Türk fikir hayatını etkileyen ve kendilerine "aydın" diyen üç grup okumuşa karşı olduğunu söylüyor. Birinci grup, kendini "ilerici" diye tanımlayan, toplumdan tamamen ayrı düşmüş, "edindikleri bilgiyi sanki insanüstü kaynaklardan geliyormuş gibi kendilerini halktan üstün ilan etmek için bir araç olarak kullanmaktan çekinmeyen" aydınlardan oluşur. Bunlar "Türk toplumunun meselelerini yabancıların gözleriyle görüp, yabancıların Türk toplumu hakkında besledikleri yanlış görüşleri ve olumsuz duyguları çabucak kabullenerek bunları çeşitli parlak isimler altında kendi fikir mahsulleri imiş gibi yaparlar. Bunlar, yarı müstemleke kültürünün en canlı misalleridir."

İkinci gruptaki aydınların da çağımızın yarattığı sosyal, ekonomik ve kültürel ihtiyaçları yok sayarak tarihin romantik hayalleri içinde yaşayan ve değişmeye inanmayan "mukaddesatçı" ve "ırkçı" aydınlarla bunların tam karşısında gibi görünen oportünist maddiyatçılardan oluştuğunu düşünen Karpat Hoca, üçüncü grup olarak, belli bir ideolojiyi bütünüyle kabul ettiğimiz takdirde bütün meselelerin toptan çözülebileceğini zanneden ve kendi dar görüşleriyle bağdaşmayan her düşünceyi hiç tartışmadan reddeden Marksist aydınları gösteriyor.

Bu eleştiriler, hiç şüphesiz, Türkiye'nin meselelerine bütün bu aydın gruplarından farklı bakmak gibi bir iddiayı ihtiva ediyor. Karpat Hoca'nın gerek Türk Demokrasi Tarihi'yle, gerekse daha sonra yayımlanan ve kendisine milletlerarası çapta şöhret ve itibar kazandıran ufuk açıcı eserleriyle bu büyük iddianın hakkını verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Sadece Türkçe yayımlanan, yerim dar olduğu için isimlerini zikredemediğim kitapları bile onun ilgi alanları ve yaklaşım tarzı hakkına fikir vermeye yeter.

Aslen Dobruca Türklerinden olan Kemal Karpat Hoca'nın şaşırtıcı hayat hikâyesi başka bir yazının konusudur. En iyisi, İmge Kitabevi'nce geçen yılın sonlarında Dağı Delen Irmak adıyla yayımlanan nehir söyleşiyi okumak... Emin Tanrıyar tarafından yapılan bu uzun söyleşide, bir ilim adamının kendini var edebilmek için verdiği büyük mücadeleyi, yaşadığı sıkıntıları, hayallerini, hayal kırıklıklarını öğreniyor, kendinizi ona daha yakın hissetmeye başlıyorsunuz.

Evet, Karpat Hoca, büyük bir ilim adamı ve mütefekkirdir; Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu yıl "Onur Ödülü"nü ona vererek isabetli bir seçim yapmıştır. Kendisini bütün kalbimle tebrik ediyor, uzun ve verimli bir ömür diliyorum.
 
Beşir AYVAZOĞLU/ Zaman










Semaver tarafından yazılmış¸ Son 50 yazı :
          2009
Temmuz
02

  Döküman Seçenekleri

Bu Dökümanı PDF Olarak indir. Pdf olarak Aç

Bu Dökümanı Word olarak indir Word Olarak Aç

Bu Dökümanı Yazdır Yazdır

Yorum Ekle Yorum Yap

kültür-sanat Kategorisinin Haber Akışına Abone Olun Abone Ol

Paylaş





 
 
Hiç Yorum Yapılmamış
ilk yorum yapan siz olun !   
Yeni Yorum Ekle   
 
  YENİ YORUM EKLE
 



Adınız Soyadınız:

E- Mail Adresiniz :
Mail Adresi Gösterilmeyecektir.

Yorumunuz :

Güvenlik Resmi : (Karakterleri Giriniz) :
Güvenlik resminde gördüğünüz karakterleri yandaki kutuya giriniz

2010-03-12 04:55

SEMAVER KÜLTÜR SANAT PORTALI
Künye | Telif Hakları Yasası | Destek Bannerları | Reklam
editor@semaverdergisi.com