|
Bilgeliğin ve hikmetin yurdunda, nereden atıldığı aşikâr işaret fişeğiyle başlayan kargaşa her geçen gün daha da giriftleşerek devam ediyor.
Seçimlerde hile olup olmadığı, en az Albay Dursun Çiçeğin imzasının gerçek olup olmadığı kadar zor ispatlanabilecek bir durum. Ve bunun, bu gün üzerinde duracağım konuyla fazla ilgisi yok.
Asıl üzerinde durulması gereken, bahanesi seçim sonuçları olsa da, İran Halkının yalnızca bir hileyi düzeltmek için Tahran caddelerini savaş alanına çevirmediğidir. Yaşananlar, 'Hile düzeltilsin, hak yerini bulsun, sonra evimize gidelim.' tarzı bir kalkışma değil. İnsanların daha başka bir şeyleri sorguladığı, seçim sonuçlarında ki yanlışların düzeltilmesinin çok ötesinde taleplerinin olduğu kesin.
Yani bir tarafta göstericilere karşı ölçüsüz kuvvet kullanan İran Devleti, öte tarafta, asıl amaçları bağcıyı dövmek olan muhalif göstericiler.
Bu çerçevede İran'da yaşanan olaylarda öne çıkan üç husus var.
Bir: Batının daha seçimden aylar öncesinden İran'ı karıştırma planlarını hazırladığı ve adım adım uygulamaya koyduğu gerçeği.
ABD, sırf bu iş için milyonlarca dolar fon ayırdığını saklama gereği bile duymamıştır.
Şu an için İran'da, ABD'nin ve AB'nin, göstermeliğin ötesinde tuttuğu bir taraf yoktur. Onlar için önemli olan İran'da karışıklığın devam etmesidir.
Batı için, kaosun hüküm sürdüğü bir İran, sükûnet ve uyum içerisindeki İran'dan her zaman daha makbuldür. İran olaylarına bu çerçeveden bakmakta fayda var.
Bu tuzağın farkında olan birisi olarak Müsavi, İran'daki olayların ve meydanlara çağırdığı gençlerin başına gelenlerin tek sorumlusudur.
İki: Ahmedinejad'a seçimi, radikal oluşu veya reformlara karşı çıkışı değil, 'halkçı duruşu' kazandırmıştır.
Her zaman aynı ceketle, bağrı açık vaziyette dolaşması ve aristokratlığı çağrıştırabilecek hiçbir aksesuarı üzerinde bulundurmaması bile, İran Halkının gözünde beklenen mehdi gibi algılanmasına yetmiştir.
Daha önceki liderler, giyim tarzlarıyla dikkat çekerken, Ahmedinejad'ı günlük yaşantısında, Kum'da, Meşhed'de, Şiraz'da yaşayan sıradan vatandaştan ayıran hiçbir argüman göstermek mümkün değildir.
Bu anlamda, meydanlarda ki kızgın kitlenin öfkesi %63'lük sonuca, yani halktaki aşırı Ahmedinejad sevgisinedir.
Üç: Seçimi kazananlarda, kaybedenlerde Ayetullah Humeyni'nin talebeleri ve Devrimin çekirdek kadrosundan. Aralarında çok derin görüş ayrılıkları yok. Hayatı algılayışları, dünyaya bakışları hemen hemen aynı. Fazladan olarak, Ahmedinejad'dan daha radikal fikirlere sahip olduğu halde, devrimin özüne dokunmayan, fakat onu ağırlaştıran lüzumsuz yasaklar ve safralardan kurtulmak gerektiğini dillendirmesi, Musavi'yi kitlelerin gözünde reformist yapmıştır. Musavi'nin seçimi kazanması durumunda yapmayı düşündüğü 'baypasın', Devrime yeni bir hız ve enerji kazandıracağı kesindi.
Son söz
'Sahipsiz mektuplarla' bindirilmiş hile iddialarına dayanarak, sokaklardan geri gitmeyenler maalesef bir özgürlük mücadelesi vermiyorlar. Bütün yaptıkları, kendi hayat şartlarını, güçleri yettiğince dayatmak ve halkın tercihlerini kabul etmediklerini arsızca dünyaya duyurmaktır.
Musavi'nin iktidarı ele almak için seçtiği yol, iktidar olduğu takdirde yapmayı vaat ettikleriyle taban tabana zıt durmaktadır.
İleri de ne olur ne biter bilinmez ama İran Halkı, daha suhuletli davranabilmesi halinde, ülkesi için bir şans olabilecek siyasi bir kişiliğin, bu gün İran'ı hızlı bir kutuplaşmaya götürdüğü realitesiyle ile yüz yüzedir.
Seçimle değil, sokak çatışmalarıyla ve kavgayla çalınacak iktidar, yarın aynı yolla geri alınacağını teraziye koymaması da Musavi hakkında ki olumlu düşünceleri yaralamaktadır.
Batılı devletler, bu gün olduğu gibi yarında, şartlar ne olursa olsun, karışıklık çıkartmaya yakın duranın yanında yer alacak ve kardeş kavgasını ilk başlatacak olana desteğini esirgemeyecektir.
'Büyük şeytanların' küçük oyunlarına gelmek, olmayacak dualara âmin demek, seçimi kaybeden liderlerin de, kadim İran Halkının da üzerinde iyi durmadı.
İran'a yazık oluyor. İran'ın çocuklarına, gençlerine gerçekten çok yazık oluyor.
Sadi'nin, Hafız'ın, Adil Nuşirevan'ın çocukları biraz sükûnet, biraz feraset lütfen.
Birbirinize karşı bu kadar acımasız olmayın.

Kasım Tiryaki tarafından yazılmış¸ Son 48 yazı :
|