İran Seçimlerinde 'Taraf' Olmak!  
Yazıyı Oylayın :
İran Seçimlerinde

Başkanlık seçimi sürecinde dünya ABD'ye odaklanmıştı. Neredeyse altı milyar insanın ekseriyeti Barack Hüseyin Obama'nın seçimden galip çıkmasını istiyordu. Bizim ülkemizde de aynı durum söz konusuydu. Hepimiz Obama'dan yanaydık. Neden böyleydi? Obama'nın zenci olması bu tarafgirliğin açıklaması olabilir miydi? Halk arasında belki... Ama Obama'nın seçimi kazanması durumunda dünya ne kazanacak, Cumhurriyetçi aday Mc Cain kazansaydı dünya ne kaybedecekti? Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilemiyordu. Hararetle Obama'yı destekliyorduk ve çıkardığımız gürültüyle aykırı birkaç sesi de bastırmayı başarıyorduk.

Obama başkanlık koltuğuna oturdu nihayetinde, bizler derin bir nefes aldık. Artık dünya eskisi gibi olmayacaktı! Şunun şurasında birkaç on yıl deviren insanlar için bile artık klasik bir ifade haline dönüşmüştü bu yargı. Artık eskisi gibi olmayacaktı hiçbir şey! 

Sadece ABD'deki seçimler için değil, haritada yerini bilmediğimiz, ismini bir daha belki hiç hatırlayamayacağımız ülkelerde olan biten herhangi bir olayla da fazlasıyla ilgiliyiz ve zaman kaybetmeden tarafımızı belli ederiz. Holigan aşırılığıyla taraf tutarız hem de. En son örneğini İran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadığımız bu fanatikliğin sebebi neydi acaba? Bu soruya cevap vermekte güçlük çekiyorum. Söyleyebildiğim bir tek şey oluyor: Küreselleşme dedikleri şey bu olsa gerek.

Küreselleşmenin aynileşme şeklinde tezahürü en başta kullanılan ortak dilde vücut buluyor. Kullanılan dil ortalama, 'makul' olanı belirleyen bir dildir. Bu dille insanlığa enjekte edilen anlayış, kendisi dışında kalan her anlayışın reddine dayanır. İran seçimlerinin aktarılma biçiminde okuduğumuz hikâye bizzat bu reddedilişin hikâyesinden başka bir şey değildir. ABD seçimlerinde herkesin Obama'dan yana olması gibi İran seçimlerinde de herkes Reformcu aday Musevi'den yanaydı. Yapılan kamuoyu yoklamalarında seçimlerin Musevi ile Ahmedinejad arasında başa baş bir yarışa işaret etmesi dünyayı sevindiriyordu. Obama, para kazanacağını hisseden tüccar rahatlığıyla ellerini ovuşturarak "heyecanlı bir yarış" diyordu. İran halkı değişim istiyordu!

Oysa Batı dünyasının; insan hakları, demokrasi, çokkültürlülük, çokseslilik vb. çağcıl değerlerini takmayan bir ülkenin oluşturduğu renkliliğe tahammül edemediğinin fotoğrafı çekilip önümüze konuluyordu. Gerekçe olarak Ahmedinejad'ın İsrail için sarf ettiği birkaç uç cümle gösteriliyordu. Ama İsrail, Ahmedinejad'ın kendisi için verdiği demeci, yarım asırdır Filistin üzerinde zaten uyguluyordu. Dünyada kimi 'yavuz hırsız' rolünü oynuyor, kimi de o 'yavuz hırsız'ı seyrediyordu. Her şey medya üzerinden vuku bulduğu için de, vuku bulan şey gösteri halini alıyordu. İmajlar üzerinden süre giden kavgalar... Ve gösterinin cazibesi...

Türkiye'de halk egemenliğine en çok vurgu yapan iki gazetenin İran söz konusu olunca kendisiyle çelişen bir tavır içine girmeleri ise anlaşılabilir gelmiyor bana. Cesurane haberleriyle basın tarihimize şimdiden adını altın harflerle yazdırmayı başarmış olan Taraf gazetesi, baştan itibaren 'taraf'ını tuttuğu reformcu aday Musevi'nin seçimi kazandığını açıklaması üzerine "İran'ın 22 Temmuz" manşetini atıyor, Ahmedinejad'ın seçimleri kazandığı belli olunca da, Musevi'nin iddialarını öne çıkarmayı tercih ediyordu. Burada halk egemenliği için atılan manşetler İran söz konusu olunca neden ters tepiyordu? Aynı şekilde çelişik tavır geliştiren başka bir gazetemiz daha vardı: Yeniş Şafak. Musevi'nin taraftarlarının protesto gösterilerini birinci sayfasına taşıyan Yeni Şafak, Ahmedinejad'dan tek kelimeyle bile olsa söz etmiyordu. Demek ki, halk egemenliği böyle bir şeydi! 

Bizim diğer medyanın kaygısı ise daha başkaydı. Yıllarca "İran laik rejimimiz için tehlike arz ediyor" naraları attıktan sonra, şimdilerde Tahran'ın rejimini alaşağı edip bizim rejimi oralara götürmek gibi bir dert edinmişti. Ne de olsa biz daha özgür bir ülkeydik. Evden işe gitmeye, işten eve dönmeye kimsenin bir şey dediği yoktu. Ki ben her sabah aynı rahatlıkla işimin başına gider, aynı rahatlıkla akşamları işten çıkar evime dönerim. Kimse de bana karışmaz. Bu kadar özgürlük?

İran nasıl bir ülke, rejimi nasıl bir rejim? Bu başka bir tartışma konusu. Fakat çağcıl dünyadan daha insani bir ülke olduğu kesin. En azından kimsenin toprağına göz dikmediği, hiçbir ülkeyi işgal etmediği, milyonlarca insanın canına kastetmediğini biliyoruz. Kendi değerlerini bütün bir dünya için mutlak görmediği de aşikâr.

Seçim sonuçlarının belli olmasından sonra herkes hayal kırıklığına uğramış görünüyor. Seçimlere hile karıştırıldığı iddiaları, muhaliflerin gözaltına alınması vs. gibi birkaç ufak olayı tepe tepe kullanıyoruz şimdi. Sokaklara dökülen Musevi taraftarlarından bir atraksiyon istiyoruz. Sırtlarını sıvazlayarak "Hadi aslanlarım, siz şu mollaların hakkından gelirsiniz" diye motive ediyoruz. Musevi kim? Humeyni'nin fazlasıyla değer verdiği bir insan. İmam'ın ilkelerini yeniden hayata geçirmeyi savunan bir siyasi. Demek istediğim; neyi, niçin savunduğunuzu bilin. Zannettiğiniz gibi olsa bile, gözden kaçırılan bir şey daha var: İran'ın da kendine göre kuralları var. Tabi ülkemizde seçimle işbaşına gelen partinin rejimi değiştireceği korkusuyla tir tir titreyenlerin(!) bu işte başı çekmesinde beliren ironiyi gözden kaçırıyor değilim... Hani en basitinden Taraf gazetesinin ortaya çıkardığı "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" haberini, "İrtica ile Mücadele Haberi" diye lanse etmeleri örneğinde görüleceği gibi…    

Benim için İran'daki seçimleri kimin kazanacağının bir önemi yok. Ahmedinejad, Musevi veya başka biri. ABD seçimlerinde Obama veya Mc Cain'den hangisinin kazanacağını önemsemediğim gibi… Oysa gazeteci arkadaşım, "Ben Musevi'nin kazanmasını istiyordum" dedi hüzünle... Gayri ihtiyari şu ifadeler döküldü dilimden: Gazeteciler yaptıkları haberlerle, haberin dili ve kurgusuyla kamuoyunu etkilemeye çalışır, bizim gazeteciler yaptıkları haberden etkileniyor. 

Bilmem haksız mıyım?      

 









Adnan Karakaş tarafından yazılmış¸ Son 15 yazı :
          2009
Haziran
17




Adnan Karakaş
adkkas@gmail.com


  Döküman Seçenekleri

Bu Dökümanı PDF Olarak indir. Pdf olarak Aç

Bu Dökümanı Word olarak indir Word Olarak Aç

Bu Dökümanı Yazdır Yazdır

Yorum Ekle Yorum Yap

güncel Kategorisinin Haber Akışına Abone Olun Abone Ol

Paylaş





 
 
Hiç Yorum Yapılmamış
ilk yorum yapan siz olun !   
Yeni Yorum Ekle   
 
  YENİ YORUM EKLE
 



Adınız Soyadınız:

E- Mail Adresiniz :
Mail Adresi Gösterilmeyecektir.

Yorumunuz :

Güvenlik Resmi : (Karakterleri Giriniz) :
Güvenlik resminde gördüğünüz karakterleri yandaki kutuya giriniz

2010-03-11 20:36

SEMAVER KÜLTÜR SANAT PORTALI
Künye | Telif Hakları Yasası | Destek Bannerları | Reklam
editor@semaverdergisi.com