|
HANİ KARDEŞTİK HEPİMİZ
Devletler yok, sinmiş ve sindirmişler. Kabul etmiş , onaylamıyoruz un arkasına sığınmışlar. Çarşafın altında, İsrail çekildi haberlerini bekliyorlar. Filistin de kimse kalmayınca çarşaflar kaldırılacak. Barış geldi hep beraber hallettik nutukları çekilecek.
Toplu katliama seyirci kalmış olmak kimsenin canını acıtmayacak.
Halk ise tepkisini dile getirirken bile polis panzerleriyle karşı karşıya. “Biz susuyoruz size ne oluyo?” diye soruyor devlet babalar.
Türkiye yasta.
Başbakan neden sessiz kalındığını merak ediyor ama büyükelçisini çekecek gücü yok , yada İsrail büyük elçisini tanımadığını söyleyecek takati. Üzgün çünkü. Yasta bu sıralar. Bunun kısa vadede hiçbir işe yaramayacağını hepimiz biliyoruz, evet bende biliyorum. İsrail’in Türkiye’yi hiçbir şeye takmadığını ,
biliyorum gebe olduğumuzu …
Ama olmasak ne olacaktı ki ? şartlar farklı olsaydı sayın başbakan davranabilecek miydi bu kadar yürekli ?
İslam ülkeleri sanki tatile çıkmış hiçbir şeyden haberi yok gibi davranıyor.
Başbakan ; “Birleşmiş Milletler nezdinde Filistin sorunu için, Mısırla birlikte ellerinden gelen ne varsa yapmaya hazır olduklarını” açıkladı. Mısır değilmiydi , o
tek teselli sınır girişlerini kapatan ? yardım için koşan İHH’ ya giriş yasağı koyan ?
. Kimsesiz, yalnız , sessiz , mahzun bırakmışlar, bırakmışız Filistin’i …
Her gün her saat her an İsrail bir bebeğin daha canını alıyor . Tek başına ölüyor Filistin.
Ne mübarek adammış şu Hüsnü Mubarek !
ne cesur adammış sayın başbakan …
ellernden geleni yapacaklarından hiç şüphem yok.
Maide suresi 32. ayette şöyle der ;
Bundan dolayı İsrail oğullarına (kitapta) şunu yazdık. “kim bir insanı , bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bogunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
….
Babasının arkasına sığındığı sırada siyonist saldırganlar tarafından özellikle hedef alınarak öldürülen Muhammed Cemal ed-Durre.
Muhammed Cemal ed-Durre'nin ekrana yansıyan görüntüleri siyonist saldırganların, çocukları özellikle hedef aldıklarını gayet net bir şekilde ortaya koyuyordu.
Babasının arkasına sığınan bir çocuğu özellikle nişan alarak karnından vurmanın bir başka izahı olamazdı çünkü. Onun gibi daha birçok çocuk benzer şekilde kasten ve bilhassa hedef alınarak öldürülmüştür.
…
Ailesinin düğünden döndüğü sırada annesinin kucağındayken alnından tabancayla kurşunlanarak öldürülen Ziyauddin et-Tumeyzi.
19 Temmuz 2001 tarihinde Şaron'un fikirleri doğrultusunda oluşturulan ve bir tür özel tim gibi çalışan Yolların Güvenliği Örgütü adlı yahudi terör örgütüne mensup teröristler,
Ziyauddin et-Tumeyzi adlı üç aylık bir bebeği alnına tabancayla mermi sıkarak öldürdüler.
…
Gazze'de annesinin kucağında bulunduğu sırada top şarapneline hedef olarak dört aylıkken hayatını kaybeden İman Haccu. Haham Alba, Tevrat'taki öldürmeyi ve kan dökmeyi yasaklayan hükümlerin bir yahudinin yahudi olmayanı öldürmesine engel teşkil etmediğini, bu hükümlerin yahudilerin birbirlerini öldürmelerini ve kendi aralarında kan dökmelerini yasakladığını belirtmişti.
…
İşgalcilerin saldırılarında özellikle çocukları hedef almalarının birinci amacı onların ailelerine ağır darbeler indirmek suretiyle, onları bu yolla direnişten, mücadeleden vazgeçmeye zorlamaktı. Çünkü bütün toplumlarda olduğu gibi Filistin toplumunda da çocuk ailenin en değerli varlığıdır.
…
Bir yanda bu zulümler işleniyor. Ama öte yanda sürekli edebiyatı yapılan, sık sık gündeme getirilen "BM Çocuk Hakları Sözleşmesi" diye bir şey var. Ayrıca BM teşkilatının görünüşte çocukları korumak amacıyla kurulmuş ve kısa adı UNICEF olan bir yan kuruluşu bulunmaktadır. Ne var ki siyonist vahşetin çocuklara uyguladığı zulüm ve vahşet karşısında gerek BM teşkilatının gerekse onun yan kuruluşu olan UNICEF'in pek sesi çıkmadı.
Çıkmıyorda. Herkes sessiz bir bekleyişe büründü. Filistin ölüyor …
Filistin , Filistin , Filistin …
Duamdasınız kardeşlerim , benimde elimden gelen bu . Acı ama gerçek …
Yüreğim sizinle.
HANZALA
En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti. Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.
Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu.
Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi.
Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı ..
Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, İsrail, kendisine en az çocukların attıkları sapan taşları kadar büyük zarar veren bu çizgi karakterin çizerini ortadan kaldırmakta görüyordu çareyi..
Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz’u gösterirken, Londra’da bir caddede bedenine saplanan mermilerle yere yığıldı.
Yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırıldı. Bir ay süreyle hastanede yaralı olarak tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamıyor ve 29 Ağustos 1987′de Şehadet şerbetini içiyordu.
Ali, 1937′de Tabariye’nin Şecere köyünde dünyaya geldi. Yüz binlerce Filistinli gibi o da 1948 yılında topraklarından sürüldü. Filistin toprakları üzerine İsrail Devleti kurulduğunda, ailesiyle birlikte Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti yakınlarındaki Aynül Hilva Mülteci Kampı’na sığındı ve canını kurtardı. Kampta her Filistinli gibi acılar içinde yaşadı. Ama çaresizliğe kapılmadı, zulme teslim olmadı.
Ölümünden sonra Naci Ali “Kanı ile Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya. Hanzala kendini şöyle tanımlar: “Ben Hanzala. Babamın adı: Önemli değil. Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948′i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar. S.T.) Kız kardeşimin adı. Fatıma. Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.”

Semaver tarafından yazılmış¸ Son 11 yazı :
|