|
İnsan yaratılış itibariyle özgün bir yapıya sahiptir. İnsanın temel özelliği aklı melekelerini özgür bir şekilde kullanma yetisine sahip olmasıdır. Tanrı irade verdiği insana, yeryüzündeki yaşamında tercih hakkı da tanımıştır.
Birey genelde yaşadığı toplumun sosyal normlarına uygun bir yaşam stilini benimser ve çeşitli etkileşim imkanlarına da açık yaşar. Bu insanın tabi bir halidir.
Modern hayat, birey iradesini ve bireyin ait olduğu sosyal kimliğin sergilenmesinde önemli fırsatlar ve toleranslı alanlar oluşturmaktadır. Geleneksel toplumlarda bireydeki irade kurgusu biz merkezlidir. Bireyler ekseriyetinde bir aidiyet bilinci içinde hareket etmeyi yeğler. Doğu toplumlarındaki bireylerde bu yapısal bir durum gibidir.
Doğuda birey sürekli itaat etmeyi, denetlenmeyi, yönlendirilmeyi, tanımlanmayı önemser bir kişilik tarzını görünür kılmaktadır. Yaşadığı toplumsal çemberi dönüştürme bilinci kahır ekseriyeti birey eksenli değildir. Birey karakteriyle örtüştürdüğü kimlik tercihini farklılaştıramaz, dönüştüremez. Sosyal reaksiyonlar yelken kaldırır. Ben-biz merkezli yapı taşları, bizden ben gerçekliğine dönüşmeye başladığında kimlikteki zihinsel ipotekler de kıpramaya başlar.
Birey kendi olmak durumundadır. Kendini gerçekleştiremeyen birey özgün/özgür değildir. Kendine ait bir zihin, söylem ve eylem politikasına sahip olmalıdır. Mutlaka kendi dinamikleriyle sürdüreceği ve geliştireceği bir dünya tasavvuru olmalıdır. Bu insanın ait olduğu değer yargılarını, sosyal, kültürel bağlarını teğet geçeceği anlamına gelmez/gelmemelidir.
Kimliğe ve birey iradesine, yapılan her müdahale onun, kendi gerçekliğinde izole edilmesidir. Bireyde bir sonraki insan ve toplum algısı kendisine ait olmaz. Sadece sipariş düşüncelerin sözcüsü ve uygulayıcısı pozisyonuna düşmesi demektir. Bu anlayış toplumdaki insan modelinin sürü psikolojisinde ibaret, edilgen kalabalıklar topluluğu olmasını sağlamaktadır.
Burada düzen kuran sistematik yapılar, birey tasarrufunun üretim mekanizmalarını bir anlamda tırpanlama sürecinde ele geçirmiş olur. Farklılaşma anında pasifte olsa ötekileştirme/yabancılaşma güdüsünü hissettirme ve otokontrol mekanizma gerekliliğini vurgulama ihtiyacını hissetmektedir.
Bu mekanizma bazen bir ideoloji, bazen din, bazen etnik bir yapı adına kendine uygulama sahası bulmaktadır. Modern dünyanın sesli, çok kültürlü yapısal metaforunda, kimlik ve kişilik ipoteklerine yer yok. Birey bazen kurulu düzenler tarafından bazen de ideolojiler tarafında tek tipleştirilmektedir. Düzenin ve ideolojilerin çarkları arasından sıyrılanlar, kendi benliklerini kurma yetisine sahip iradelerdir.

Eyüp Karataş tarafından yazılmış¸ Son 50 yazı :
|